Özgür Eğitim-Sen

MEB’de Sayıştay Raporuna Yansıyan Devasa Enkaz-4

06.11.2020
A+
A-
MEB’de Sayıştay Raporuna Yansıyan Devasa Enkaz-4

“Koca ülkenin beşeri sermayesini, maddi kaynaklarını, zamanını ve gelecek kuşaklarını sistem içinde örgütlenmiş çetelerin ve gücünü iktidara yakın olmaktan alan bir takım sivil toplum görünümlü yapılanmaların eline terk ederek heba ediyoruz. “, diyen Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Birbiçer, Sayıştay’ın MEB raporunun bu gidişe son vermek için bir milat olarak görülmesi gerektiğini söylüyor.

Sayıştay’ın MEB raporunda ele alınan önemli konulardan biri “FATİH Projesi Altyapı Yatırım Harcamaları Arasında Uyumsuzluk Bulunması” başlığını taşıyor. FATİH projesi, Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinin, eğitimde dijitalleşmenin sonuçları konusunda emin olmadıkları için girmeye cesaret edemedikleri fakat bizim gözü kara bir şekilde çok büyük bir bütçeyle giriştiğimiz dev bir projeydi. Raporda, fiilen çökmüş bulunan FATİH projesinin başarısızlığını teyit eden veriler sunuluyor.

Projenin altyapı yatırımları; etkileşimli akıllı tahta, ağ alt yapısı kurulumu ve geniş bant internet erişimi olmak üzere üç temel bileşenden oluşmaktaydı. Bu kapsamda farklı tarihlerde yapılan ihaleler sonucunda 432 bin etkileşimli tahta alımı yapılmış, yaklaşık 15 bin okula VPN erişimi için ağ alt yapısı kurulmuş, 13 bin civarında okula da geniş bant internet erişimi bağlantısı sağlanmış. Ancak yatırımın kullanımı için mutlak bir zorunluluk olan üç bileşenin de birlikte bulunması hususuna yeterli özeni gösterilmediği için ağ alt yapısı kurulan okulların %9,9’unda etkileşimli tahta bulunmadığı, etkileşimli tahta bulunan okulların %30,6’sında ağ altyapısı bulunmadığı tespit edilmiş. Yani 7557 okulda üç bileşenden bazılarının bulunmaması nedeniyle donanım ve altyapı etkin kullanılamadığı gibi harcanan onca kaynak da atıl duruma düşmüş.

“Eğitim Yapılarını Projelendirme Sürecinde Sorunlar Yaşanması” başlığında da çarpıcı veriler göze çarpıyor. Bakanlığa bağlı okul veya diğer yapılara dair yasal düzenlemeler, yapılan tüm projelerin Bakanlık onayı alındıktan sonra uygulanmasını zorunlu kılıyor. Ancak uygulamada ne bakanlık genelgelerine uyulduğu ne de bakanlık onayına gerek duyulduğu görülüyor. Mesela bir ilde 2017-2019 arasında yapılan 315 projeden sadece 13’ü, başka bir ilde ise 70 projeden sadece 1 tanesi onay için bakanlığa gönderilmiş. İnşa edilen eğitim yapılarının tasarım standartlarına uygun olmadığı, örneğin bir ilde kat yüksekliğine uygun olmayan inşası devam eden 120 adet proje olduğu belirtiliyor, ki bunların tekrar projeye uygun hale getirilmesi ekstra ciddi maliyet artışı anlamına geliyor.

Sayıştay, raporun en çarpıcı maddelerinden biri olan “İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Kadrolarına Gerekli Koşulları Sağlamayan Kişilerin Atanması” başlığında; ilçe milli eğitim müdürü atamaları üzerinden, eğitim bürokrasisi içindeki usul kaide tanımayan, mevzuata aykırı işlem yapmaktan sakınmayan, kendini denetimden azade gören, pervasız ve cüretkâr yapılanmaların varlığına dikkat çekiyor. “MEB Personelinin Görevde Yükselme, Ünvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Ataması Hakkında Yönetmelik” e göre; ilçe milli eğitim müdürü kadrosuna, yazılı sınav sonucuna göre şube müdürü kadrolarına atanarak en az iki yıl şube müdürü olarak görev yapmış olanlar arasından atama yapılması gerektiği açıkça belirtilmesine rağmen, yapılan atamaların yüzde 70’inde buna riayet edilmediği yani MEB’in kendi koyduğu kuralı ihlal ederek usulsuz atama yaptığını belirtiliyor. 2018-2019 yıllarında ilçe milli eğitim müdürlüğü kadrosuna aslen atanan ve halen görevde bulunan 127 personelden sadece 38’inin (%30’unun) bahse konu kadroya atanabilmek için gerekli şartları taşıdığı tespit edilmiş. Geriye kalan 89 personel keyfi biçimde sınava girmeyen ve iki yıl şube müdürlüğü yapmamış olanlardan seçilmiş, yani hukuka aykırı yollardan yapılan atamalarla objektiflik, adalet ve eşitlik ortadan kaldırılmış, kariyer ve liyakat temel ilkeleri suikaste tabi tutulmuş. Konuyla ilgili Özgür Eğitim-Sen’in defalarca suçüstü yakalayıp gündeme getirdiği hukuksuzluğun devamına ise raporda şu cümlelerle dikkat çekiliyor: “Yapılan atamaların genellikle yargı sürecinde iptal edildiği, mahkeme kararı ile göreve iade edilen önceki ilçe müdürünün zaman içerisinde yeniden görevden alınması ve yine şartları taşımayan bir kişinin atanması gibi durumların sürekli tekrarlandığı bazı ilçelerde bu etkiler çok daha bariz görülmekte; idarenin yasallığı ilkesine aykırı düşen bu uygulama eğitim sisteminin verimli, etkin ve sürdürülebilir yönetimini de güçleştirmektedir.”

Rapor son bulgu olarak “Ödenek üstü harcama yapılması” başlığında, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunundaki “Kamu idareleri, bütçelerinde yer alan ödeneklerin üzerinde harcama yapamaz” hükmüne rağmen MEB tarafından 2019 mali yılında toplam 33.717.663.952 TL ödenek üstü harcama gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Çok kötü yönetildiği raporun farklı bölümlerde de göze çarpan öğretmenevi ve akşam sanat okulları ile ilgili raporda, bu kurumların istihdam ettikleri personele dair mali yükümlülükleri yerine getirmemelerinden kaynaklı davaların yol açtığı mali yükün MEB bütçesinden karşılanması ele alınıyor. Önemli sayıda öğretmenevi, mali durumlarındaki yetersizlik, kıdem tazminatı karşılığını ayırmamaları, ayrılan tutarları ayrı banka hesaplarına aktarmayarak başka giderler için kullanmaları nedeniyle kıdem tazminatı ödeyemiyor. 4.214 işçinin istihdam edildiği Öğretmenevleri ve Akşam Sanat Okullarında 2019 yılı sonu itibariyle emeklilik ve işveren tarafından haksız fesih durumlarında ödenmesi gereken kıdem tazminatı toplam tutarı 50.000.000 TL’nin üzerinde olup bu kurumlar tarafından karşılık ayrılarak bankaya yatırılan tutar ise yaklaşık 32.000.000 TL imiş. Geri kalan 18 milyon TL Bakanlık bütçesinden ödenmiş.
Raporun döner sermaye işletmelerine dair bölümü, “Eğitim Kurumlarına Ait Döner Sermaye İşletmelerinin Kapasitelerini Etkin Kullanamaması” başlığını taşıyor. Bu işletmelerin büyük kısmının yıllardır hiçbir faaliyetinin olmadığı tespiti yapılıyor ve faaliyet yapmayan bu işletmelere müdür yardımcısı kadrosu açıldığı belirtilerek maddi ve beşeri kaynak israfına dikkat çekiliyor. Ayrıca bu işletmelerin faaliyetsiz olması yapılan makine, cihaz, taşıt gibi yatırımları da atıl hale getiriyor, israfın boyutları katlıyor.

Sayıştay’ın MEB raporunun orta yere serdiği gerçekler merkeziyetçi ve tekelci yapısıyla devasa büyüklükteki bir sistemin ne kadar kötü yönetildiğini gösteriyor. Çağın gerisinde kalmış bir eğitim sistemini 20. yüzyıl kafasıyla yönetmeye çalışıyor, hantal yapıyı kımıldatmaya çalışıyoruz. Olmuyor doğal olarak fakat olmadığını kabullenme erdemi de gösterilemiyor. Dolayısıyla gelişme ve ilerlemenin katalizörü olması gereken eğitim yanlış ellerde bütün sorunların anası haline gelmiş bulunuyor.

Sayıştay raporunda ele alınan sıkıntıların, sistemin yapısal arızalarından çok da bağımsız olmamakla birlikte genel anlamda işleyişle alakalı olduğunu görüyoruz. Bu anlamda bakıldığında da insan faktörü yani ehliyet ve liyakat meselesi devreye giriyor. Maalesef MEB’in bürokratik düzeneği denetim dışı odakların yatağı haline gelmiş bulunuyor ve bu da liyakat ve yetkinliğe sahip olmayan binlerce insanın yönetici makamında yer işgal ettiği anlamına geliyor.

Eğitim ve kültürde başarılı olamadık özeleştirilerini yapıyoruz fakat bir adım daha ileri giderek yirmi yıldır bu sistemi yürütemeyen mevki sahiplerinden bunun hesabını sormayı tercih etmiyoruz. Aksine üç dört bakan eskitmiş genel müdürleri vali veya rektör yapıyor, hesap vermesi gereken kişileri taltif ediyoruz.

Sayıştay raporlarında her yıl tablolarla, istatistiklerle işleyişteki sorunlar dile getirilir, çürümeye işaret edilir, kokuşma ifşa edilirken kol kırılır yen içinde kalır mantığını işleterek pisliği halının altına süpürüyoruz. Koca ülkenin beşeri sermayesini, maddi kaynaklarını, zamanını ve gelecek kuşaklarını sistem içinde örgütlenmiş çetelerin ve gücünü iktidara yakın olmaktan alan bir takım sivil toplum görünümlü yapılanmaların eline terk ederek heba ediyoruz. Umarız Sayıştay’ın bu yıl kamuoyunda ses getiren raporu bu gidişe son verme noktasında bir milat olur ve raporda dile getirilen hukuksuzlukların, usulsüzlüklerin, yolsuzlukların hesabını sorar, bunlara neden olan yapılanmaları ifşa ederiz. Aksi takdirde eğitim sistemi neden böyle diye dövünmeye bir yirmi yıl daha devam ederiz.

Bekir Birbiçer / Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu Üyesi

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.