Muhafazakâr medya eğitim tartışmasına neden Fransız?

Ali Aydın
Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Tüm Yazıları
20.06.2017
A+
A-

Başbakan tarafından açıklanan orta vadeli planda bahsi geçen eğitim hedeflerinin ilk pratik sonucu, kapıdan kovulmuş olmasına rağmen ülke gündemine bacadan da olsa girmeye çalışan eğitim tartışmalarına kapı aralamış olması. Eğitim sistemi tartışmasını mumla arıyoruz. Bu yoksunluğumuz içerisinde kategorik olarak tartışmaların niteliği önceliğimiz değil. Zira bahsi geçsin de artık nasıl geçerse geçsin çaresizliği içerisindeyiz. Lakin yine de nitelik bahsi önemli. Eğer maksadımız boşboğazlık etmek, vakit öldürmek değilse.

CNN Türk‘te Deniz Bayramoğlu‘nun programı, bu toz duman gündem içerisinde soruları ve konuları itibariyle ender diyebileceğimiz hazırlıkla karşımıza çıkan bir programdı. Deniz Bayramoğlu dersini iyi çalışmış, sorduğu sorular bunun ispatı niteliğindeydi. Lakin iyi soruların kötü cevaplar ile beliren makûs talihleri vardır. Programı izlerken bu mukadder gerçek ile de karşılaştım.

Maalesef çoğu zaman eğitim tartışmalarında karşımıza çıkan bir malûliyet var: Eğitim sistemi tartışması ile kişisel gelişimi birbirine karıştırmak! TV’de eğitim konulu bir programda programın sunucusu tarafından konuğa yöneltilecek doğru sorular, Deniz Bayramoğlu tarafından konuklara yöneltildi. Bunların çoğu kişisel gelişime eğilip bükülerek heba edildi. Eğitim tartışmalarında, eğitim sistemini bir kişisel gelişim meselesi olarak kavrayıp sistemin neye karşılık geldiği, tarihsel ve felsefî dayanakları itibariyle hedefledikleri, bugün neye cevap üretebildiği gibi can alıcı noktaları buharlaştıran bir anlayış hâkim. İşin o kısmını da yazmak isterim mutlaka; ancak şimdi değil.

Programı izlerken şunu düşündüm, patronları ve programcıları muhafazakâr olan ciddi sayıda televizyon kanalı var. Hem de tek bir medya grubundan söz etmiyoruz. Birkaç medya grubu ve 10’larca kanal var. Ne hazindir ki ben Başbakan’ın açıkladığı plan sonrasında alevlenen tartışmalar münasebetiyle Milat Gazetesi‘nde, CNN Türk‘teki programa atıf yapıyorum. Bunda sıkıntı yok da…. Mesele başka! Yine hatırlıyorum, NTV‘de Oğuz Haksever‘in hazırlayıp sunduğu Şerif Mardin‘in ise daimî konuk olarak hazır bulunduğu  ‘Gerçek Orada Bir Yerde’ isimli bir program vardı. O programın da birkaç bölümünde nitelikli bir eğitim tartışması görmek nasip olmuştu.

Muhafazakâr medya gruplarının sayıları 10’larla ifade edilen kanallarında eğitim bahsinde ‘tık’ yok!

İşte bizim büyük çaresizliğimiz sayın seyirciler!

İmkânlar arttıkça mümkün dediklerimiz elimize gelmiyor. Bu kısırlık anlaşılır gibi değil!

Oysaki kardeşim, senin kültürel müktesebatında daha 1800’lerde eğitimle ilgili ufku bakımından bugüne dahi seslenebilen bir Namık Kemal var.

Senin kültürel müktesebatında bu ülkede imkân bakımından en kıt olunan günlerde bile ‘Maarif Dâvası’ diye haykıran bir Nurettin Topçu var.

Senin kültürel müktesebatında Mehmet Akif var, Cemil Meriç var.

Ne yaptın onlara? Nerede kaybettin onları?  

Bizim bir Kanal 7 günlerimiz vardı. Camiamızın medya açısından kendi içinde çeşitlenmediği, bu kadar gazete ve televizyonun bulunmadığı günlerdi. 28 Şubat‘ın çetin soğuğunda dik duran, ekranlarında kâh İsmet Özel‘i kâh Teoman Duralı‘yı gördüğünüz bir kanaldı. Kanal 7 o yıllarda Türkiye’deki alışılagelmiş televizyonculuğun dışında nitelikli bir farklılığa karşılık geliyordu. Bu farklılığı ile sadece kendi mahallesinde değil tüm kesimlerde bir saygı ve merak uyandırıyordu. Bugün ana akım medyada sağlam yerlerde bulunan çoğu kişi o günlerin Kanal 7‘sinden çıktı.

‘Yazmak’, diyor Lyotard, entelektüellerin kazanılmış bir hakkı değil, yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük esasında sessizliğe gömülecek şeyleri dile getirme yükümlülüğüdür. 21.yüzyılın en kıt kaynakları arasında yer alan ‘kamusal dikkat’, her gün patlayan enformasyon bombalarının arasında sadece eğitim tartışmalarını değil pek çok meseleyi medyatik akrobatların refakatinde sessizlik çukuruna gömüyor. Milat Gazetesi‘nde dördüncü yılıma giriyorum, yükümlülüğümün farkındayım. Elime bir kürek alıp sessizlik çukuruna bir toprak da ben atacak değilim. Yazılarımı konu olarak tasnif etsek bunların büyük kısmı eğitim üzerinedir. Milat Gazetesi‘nin yazarları olan değerli dostlarımAbdulbaki Değer ve Ufuk Coşkun da eğitim üzerine onlarca yazı yazdılar. Bu gazetede günlerce Ufuk Coşkun‘un kaleminden eğitimin konu edildiği yazı dizileri yayımlandı.

Ülke insanımızın istiklal ve istikbal meselesi haline gelen eğitimin kuramsal, tarihsel, felsefî ve aktüel tartışmasında camiada ortaya çıkan açığı Milat Gazetesi’nin kapatması düşünülüyor olabilir.

İyi de o zaman sormazlar mı adama: “Siz necisiniz?”, diye.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.