Abdulbaki Değer
Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları

PISA’daki yerimiz veya diyelim ki birinci olduk!

19.12.2019
A+
A-

Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer PISA Sıralamasını Değerlendirdi !

PISA’daki yerimiz veya diyelim ki birinci olduk!

İlginç bir ülkeyiz hasılı kelam. Bir şeyin ne olduğuna ilişkin zihinsel bir berraklığa kavuşmak yerine, o şeye ilişkin estirilen fırtınaya kendimizi kaptırmakta sorun görmüyoruz. Tersine kopan fırtınaya uygun pozisyon almakta çok istekli davranıyoruz. Öyle kaptırıyoruz ki, temel sorunumuzun ne olduğuna kanaat getiremediğimiz bu fırtınaya uygun hiza alamamak olduğuna inanıyoruz. Son günlerde açıklanan 2018 PISA verileri üzerinden bunu tekrar görme imkânımız oldu. Ülke olarak sıralamadaki yerimizin kötü olduğuna isyan ettik veya isyan ediyor göründük. PISA sıralamamız çok kötü, 2015’de çok kötüydü, 2018’de anlamlı bir yükseliş var, daha iyi olmamız lazım, ilerlemek istiyorsak sıralamamızın daha iyi olması lazım gibi yakınmalardan tutun normatif değerlendirmelere kadar düzeni, düzeneği ya da yukarda belirttiğim şekilde fırtınayı meşrulaştıran bir dil ile karşı karşıyayız.

‘PISA nedir, neyi ölçer, niye ölçer, ölçülen şey ne söyler, bunlar söylenerek nerelere yönlendiriliriz?’ tarzı uzatılabilecek sorular yerine sıralamamızdaki yer bizim için meseledir. Oysa sıralamadan önce neyin sıralamasıdır bu arkadaş, niye sıralanıyoruz, sıralanınca ne oluyora ilişkin bir kavrayışımızın olması gerekiyor. Sıralama ne olursa olsun biz, sıralamadaki yerimizin ne olduğunun derdindeyiz. Üniversiteler sıralanır aynı şekilde ‘Bak, gördün mü, ilk 500’de yokuz!’ yakınması ülkede yükselir. Elbette yürüttüğümüz iş ve işlemlere ilişkin karşılaştırmalı çalışmaların anlamı var, önemi var. Elbette yaptığımız işin niceliğini, niteliğini ölçmek için başkasıyla kıyaslamak gerekiyor. Ancak bunları yaparken kıyasın, karşılaştırmaların aynı zamanda bir ölçek, bir düzlem, bir düzenek, bir yol ve istikamet çizdiğinin de farkında olmak gerek. Ölçümlerin bir anlatı evreni var, dayandıkları bir takım ön kabulleri var. Yönlendiricilikleri var, standartlaştırıcılıkları var.

Bunları eğitimde başarısız olmadığımızı veya başarılı olduğumuzu belirtmek için söylemiyorum. Hatta PISA gibi uluslararası ölçümlere ihtiyaç duymadan eğitimin başarısız olduğunu biliyorum ve söylüyorum. Ancak eğitimdeki başarısızlığımızın hangi araçlar üzerinden tespit edildiğinin hayati önemde olduğunun altını çizmek istiyorum ısrarla. Zira sorun tespit etme tertibatımız sadece sorun çözmüyor sorunun çözümü noktasında alanın kaderini tayin ediyor. PISA ile ilgili uyanık olmamız gereken husus burasıdır. Veya küresel ölçekte yapılan başka sıralamalarda da özenli ve dikkatli olmamız gereken husus budur. PISA örneğinde bize sıralamamızın kötü olduğu söyleniyor ve hedef olarak Çin, Singapur vs. gibi ülkelerin birinci olduğu bir sıralama gösteriliyorsa bunun bir çözüm mü yoksa bir kapan mı olduğu noktasında tartışmak, konuşmak durumundayız. PISA ölçümleri yönlendiren ve standartlaştıran nitelikleriyle bizi başarısız olduğumuz bir düzenek içinde tutmaya mahkûm ediyor.

Yüzyılı aşkın bir süredir ana formu hayatta olan zorunlu kitlesel eğitimi sorgulamak yerine tahkim etmeye, alanını ve etkisini genişletmeye yönlendiriliyoruz. PISA da aynı yönlendirme mekanizmasının küresel bir enstrümanı hüviyetinde: Sıralamada birinci ol, birinci kal! Bunu başarıyorsan eğitimde iyisin! Başaramıyorsan üzülme! Çok çalışırsan oluyor. Bak, Çin’e, Singapur’a veya Finlandiya’ya!

Finlandiya’dan tut Çin’e, Singapur’a kadar PISA sıralamalarının ötesinde yaşanılan bir hayat var, bir ilişki ağı var ve her gün yaşadığımız bu hayatın ve içinde olduğumuz bu ilişki ağının bir niteliği var. Bu niteliğin bu eğitim ile ne tür irtibatı olduğunu bilmek durumundayız. Küresel dil ve kandırmaca kulağımıza sıra dışı başarılar, yaratıcılıklar, keşifler, birincilikler fısıldayıp kitlesel bir formu makulleştiriyor. Oysa kitlesellik ile yaratıcılık, keşif arasında ne tür bir bağlantı olduğunu veya bir bağlantı olup olmadığını hiç bilmiyoruz. Kısacası teslim alıcı sözler söyleyip yanlış işlerde ısrar etmemizi söyleyen yanıltıcı PISA dili yerine hangi alandan, hangi araçlarla, hangi amaç için konuştuğumuzu bilebilecek bir varlığa, canlılığa ihtiyacımız var. PISA’daki yerimizi de genel niteliksizliğimizi de belirleyen şey işte bu kendisinin farkında olmayan varlığımız. Ele avuca gelen bir varlık olduğumuzda eğitim tartışmamız da aradığı zemini bulacaktır.

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.