Toplumsal Hareketlerin Vicdanla İmtihanı/Özgür Eğitim-Sen

Ali Aydın
Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Tüm Yazıları
15.11.2016
A+
A-

Türkiye’de 27 yıllık tek parti uygulamaları ve askeri darbeler üzerinden sürekli kılınan vesayet rejimi zaman zaman farklı kesimler üzerinde etkisini yoğunlaştırmış ve birbirinden farklı ötekiliklerin oluşmasına neden olmuştur. Bu sebeple Türkiye’de farklı toplulukların diasporasından söz etmek mümkündür. Bu çerçevede bir Kürt diasporası, bir Alevi diasporası, bir Sosyalist diasporası ve bir İslamcı diasporasından söz edilebilir.

Türkiye’de farklı zamanlarda politik iktidarın baskısı ile karşılaşan toplulukların kendi muhalifliklerinin dışında diğer ötekililikleri de kapsayacak/kuşatacak “herkes için adalet, herkes için özgürlük” biçiminde özetlenebilecek bir dil kuramamaları/kullanamamaları bu topluluklara, uzaktan bakınca muhalif yakından bakınca egemenlerin gizil müttefiki rolünü vermiştir. Çok trajik olmakla birlikte Türkiye’de muhalif topluluklar, başka bir topluluğun haklarının/özgürlüğünün kısıtlanmasını kendilerinin baskı ve sınırlamalardan muaf tutulacaklarının bir güvencesi olarak gördükleri için Türkiye’de oynanan oyunun kazananı bugüne kadar hiç değişmemiştir. Dolayısıyla denilebilir ki Türkiye’de özgürlük talebi hiçbir zaman ahlaki ve insani bir sorumluluk olarak hissedilmemiş sadece egemen/hâkim güçten kendisi için istenilen bir imtiyaz talebi düzeyinde kalmıştır. Hâl böyle olunca özgürlük sürekli tüketilen bir sözcük olmakla birlikte başkasının uğradığı haksızlık ve başka yüreklerde hissedilen acı bir tür kayıtsızlık ahlakı olarak adlandırabileceğimiz garip bir tutum içerisinde yok sayılmıştır. En net ifadeyle bu tutum; dayak yiyen bizden birisi olunca “şiddet ve zulüm” diyerek ayağa fırlamak, dayak yiyen öteki ise durumu bir spor müsabakası olarak seyretmek biçiminde tezahür eden ahlaki bakımdan sakat, ironik ve trajik bir tutumdur. Bu eleştirimizden maalesef bugüne kadar Türkiye’deki hiçbir toplumsal hareket kendisini muaf kılacak çapta bir görüntü vermemiştir.

Türkiye’de toplumsal hareketlerin farklı dönemler içerisindeki deneyimleri ağır bedellerin ödenmesi ile neticelense de bu durum yukarıda eleştiri konusu ettiğimiz tutum alışların olumlu anlamda değişmesi biçiminde gözlemlenen sonuçlar da ortaya çıkartmıştır. Her ne kadar bugün için genele teşmil edemeyeceğimiz bir noktada olsalar da dün ile kıyasladığımızda emareler biçiminde de olsa kendisini gözle görünür kılan bir değişimin olduğunu söyleyebiliriz.

Bu noktada özellikle Özgür Eğitim-Sen kendisi için ayrı bir parantezin açılması imtiyazını sonuna kadar hak ediyor. Zira yukarıda eksikliğine vurgu yaptığımız anlayışın ihtiyacını en çok hisseden ve özgür düşünebilen insanların özgün ve ezber bozan çıkışının bir adı olarak kendisini varediyor. Türkiye’de, hem sendikal faaliyetlerin gereğince gerçekleştirilebileceğini hem de vicdanın sesi olunabileceğini gösteriyor. Kendi kürsüsünü kurup oradan kendisi için konuşmanın konforunu yadsıyıp kendisi için istediğini herkes için isteme yükünü omuzlarına almanın ağır sorumluluğu altına giriyor. Ya da bu sorumluluğun mutlak alınmasının icap ettiği her yerde “Biz varız” diyerek bir adım öne çıkıyor ve bu sorumluluğu almaya talip oluyor. Bazı anlar vardır, tek bir sözün bile fazlalık olacağı, yalnızca yüreklerin sızısı eşliğinde anlaşılabilecek olan durumların yaşandığı. O anlarda yani herkesin sustuğu bir kertede belki de tek meşru söz söyleme makamı vicdandır. Bu anlamda denilebilir ki Özgür Eğitim-Sen, herkesi meşru olan söze çağırıyor.

Max Stirner her türden şabloncu, dogmatik ve ideoloji kıskacında düşünmeyi betimlemek için “kafadaki tekerlek”, Max Weber ise Bürokrasiyi betimlemek için “demir kafes” metaforunu kullanmıştı. Edgar Morin UNESCO için kaleme aldığı çalışmasında, bilgileri iletmeyi kendine amaç edinen eğitimin bilmenin ne olduğunu öğretmek konusuyla hiç ilgilenmediği tespitinde bulunmuştu. Özgür Eğitim-Sen, eğitimin kendisi üzerine de düşünen eğitimcilerden oluşan bir eğitim sendikası olarak herkesi eğitim yoluyla kafalarda üretilen tekerlekleri ve bireyin eğitim yoluyla içine sokulduğu demir kafesi kırmaya çağırıyor.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.