Acımasız kaya, gözü dönmüş sel, harap edici yıldırım

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
02.04.2017
A+
A-

1948 yılından itibaren ablukanın, yıkımın, ölümün demirlediği bir diyarda, eli kolu bağlı bir şekilde yaşama tutunmaya çalışmak, her an gelebilen bir kuşunla çocuğundan, eşinden, annesinden, babasından, kardeşinden olmak, bin bir güçlükle yapılan ve sevinçle içine yerleşilen evin-ocağın harabeye döndüğünü görmek ağır bir yüktür.

Evden çıkıp arkadaşlarınızla, yaşıtlarınızla doyasıya oynadığınız mahallenizden devasa cüsseleriyle tankların geçtiğini görmek, her gün çeşitli hayallerle gittiğiniz okulunuzun enkaz yığınına dönerken içinizde bir şeylerin de enkaz altında kaldığını hissetmek, Ramazan ayının maneviyatını yaşamak için gittiğiniz Camii’nin uzaydan inmiş gibi görünen robotlar tarafından kuşatıldığını görünce yüreğinizde bir şeylerin ağırlığını duymak, yaralanan çocuğunuzu güç bela yetiştirdiğiniz hastanenin “Acil Servisi”nin roketlendiğini görmek de ağır bir yüktür.

Arkadaşlarınızla şehrin gürültülü sıcak havasından Akdeniz’in tenha bir plajında oynamak için durduğunuzda, bunun bedelinin füzelerle vurulmak olduğunu öğrenmek, babanızın ansızın gelen bir gece baskınında alınıp adı sanı bilinmeyen işkence hanelerde ölüme terkedilişini her gün yaşamak, dağılmış ailenizin, akrabalarınızın, dostlarınızın sırra kadem bastığını tecrübe etmek hafif değil, ölüm ağırlığında bir yüktür.  

Yardım edebileceklerin yardım edememesi, yardım edebileceklerin yardım etmemesi ve yardım etmesi gerekenlerin yardım etmemesi ayrı bir sancıdır.  Yardım edebileceklerin ve yardım etmesi gerekenlerin, uğradığınız mağduriyetin faillerini sessiz onamalarını gördüyseniz, yaşadıysanız hele, bu daha ağır bir sancıdır.

İnsanlık tarihinin kadim ilkesi olan “mazlumun yanında ol” ilkesi, gözlerinizin içine baka baka çiğneniyorsa yük kaç kat ağırlaşır? Doğrunun-yanlışın bilindiği ama can havliyle yanlışın kollandığı bir düzeni 66 yıl yaşayanların sırtına vurulan yükü hangi alet ölçebilir acaba?

Gazze sahilinde İsrail’in hava saldırısında yaşamlarını yitiren yaşları  dokuz ila on iki arasında değişen dört çocuk, yattıkları yerden kalkıp da dertlerini Hızır’a anlatmaya çalışsalar acaba “Kırk Saat” yeter mi dersiniz?

***

İsrail hepimizi ağır bir imtihandan geçiriyor. İsrail hepimizin yüzüne ayna tutuyor. İsrail bugün varlığıyla herkesin söylemlerinin ve eylemlerinin test edildiği hayati bir sınavı imgeliyor. İsrail, yalın bir gerçeğin güzelim teoriyi berbat etmesi gibi, insanlık adına, yüce ilkeler adına, insani değerler adına ileri sürülmüş her ne varsa altını oymakta, moloz yığınına çevirip bir kenara atmaktadır. İsrail bugün, yaşamı anlamlandıran her ne varsa onu yutan kara bir deliği andırmaktadır. İsrail, insanlıktan çıkmış vaziyette. İsrail, gücüyle, imkânlarıyla ve karanlık ilişki ağıyla insanlığı da insanlıktan çıkarmaktadır. İsrail’in insanlığı insanlıktan çıkarttığına Gazze daha ne kadar şahitlik edebilir bilemiyorum.

Gazze’de insanlar yaşamlarıyla, yaşam koşullarıyla ve ölümleriyle insanlığın ve insandışılığın en ince haritasını çıkartıyorlar. Bu haritanın her hattı, her detayı masum çocukların, kadınların ve erkeklerin canlarıyla, kanlarıyla çizilmekte. Görülmesi gerekenin görülmesi ve yapılması gerekenin yapılması için haritanın daha ne kadar detaylandırılması gerekecek? Daha kaç tane bebeğin ölümü istenmektedir? Kaç tane çocuğun canı istenmektedir? Kaç tane erkek ve kadının yaşamı istenecek? İsrail Başbakanı Netanyahu“İsrail kendini korumak için ne gerekiyorsa yapacaktır. Bu sadece bizim hakkımız değil, aynı zamanda görevimizdir” diyor. Peki, İsrail kendini ne zaman korunaklı hissedecek, kendini ne zaman güvende hissedecek? Bu kanla beslenen ölüm makinası ne zaman doyacak, bu gözyaşı vadisinin geçilmesi ne kadar sürecek?

Bu, İsrail devletinin uğradığı lanet olsa gerek. Hiçbir zaman kendisini korunaklı hissedemeyecek. Hiçbir zaman kendini güvende hissedemeyecek. Paranoyak bir ruh halinde, güvenlik için masum insanları öldürecek ama kendisini daha çok korunaksız ve güvenliksiz hissedecek. Sisypos’un uğradığı cezaya benziyor İsrail’in laneti. Kocaman bir taşı zirveye taşımakla cezalandırılan Sisypos, taşı zirveye çıkarttığında taş sürekli aşağı yuvarlanmaktadır. Bu bıktırıcı döngü içerisinde debelenen Sisypos gibi İsrail de, daha çok güvenlik için harekât başlatmakta ancak hep daha çok korunaksız hissetmekte. Harekât büyüdükçe güvenlik endişesi artmakta.

Sartre, Yahudi karşıtını “acımasız kaya, gözü dönmüş sel, harap edici yıldırım – kısaca insandan başka her şey- olmak isteyen insan’’ olarak tanımlamıştı. Doğrusu az zamanda büyük şeyler yaşandı. Avrupa’nın nefret “nesnesi’ olmuş olan bir kavmin,  Siyonist ideolojiyi içselleştirince nasıl da dengesini yitirdiğini, kuzunun nasıl kurda döndüğünü gördük, görüyoruz. Acımasız bir ölüm makinası olan İsrail devletini, koşulsuz destekçilerini ve onca insandışılığı rahatlıkla sindirebilen egemen düzeni nasıl tanımlayacağız peki? “Acımasız kaya, gözü dönmüş sel, harap edici yıldırım” dersek sizce de çok hafif bir tanımlama yapmış olmayacak mıyız?

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.