Herkesin Maktulü, Katili Bildiği ve Sustuğu Yerde Cinayet Kolektiftir

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
20.11.2016
A+
A-

Hrant Dink’i öldüreni gördük, tanıyoruz. Gördüğümüzü, tanıdığımızı söylemediğimiz için her gün yeniden öldürülüyoruz; haberiniz var mı?
Biz, bu memleketin kadrini kıymetini bilmeyenlerin yarattığı cehennemden çıkamamanın sıkıntılarını yaşıyoruz.
Biz, bu memleketi bu memleketi sahiplenen kendini bilmezlerin insan dışılıklarına karşın sahiplenmeye çalışıyoruz.
Biz; kendi saltanatlarını, anlayışlarını, düşünüşlerini tek geçerli memleket meselesi haline getiren gözü dönmüş, vicdanı kararmış benmerkezcilerin ezberlerini bozacağız.
Biz Allah’ın her günü bizimle hayata atılan ve “güvercin tedirginliği” ile yaşamlarını sürdürmeye çalışan güvensiz insanların varlığından utanç duyarken yine biz güvercin tedirginliğinde olsa bile yaşamalarını sürdürmelerini fazla gördük.
Biz, her yeri saran kokuşmuşluğun üzerine son çare olarak attığımız tuzun daha beter kokuştuğunu büyük bir şaşkınlık, hayal kırıklığı ve utanç sarmalı içinde görüyoruz, yaşıyoruz.
Biz, Herkes için Adalet, Herkes için özgürlük diyoruz.
Hrant Dink için diyoruz.  
Hrant Dink’in arkadaşları için diyoruz.
Bu ülkede yaşayan insanlar için diyoruz.
Yürek burkan, vicdanlara dokunmayan kararı, kararları veren “adalet” sistemi için diyoruz.
Hrant Dink’i güvercin tedirginliğinde bir yaşama mahkûm eden hatta onu da fazla görüp canına kasteden zavallılar için de diyoruz.
Hrant Dink’i vurmadık, kendimize kıydık. Geçmişimize kıydık, geleceğimize kıydık. Doğmamış çocuklarımıza kıydık, inançlarımıza kıydık.
Hesaplaşma saatinde belki bir pişmanlık, belki bir vicdan isyanı, belki kalmışsa bir ahlak ayaklanması bekledik. Olmadı. Yüzleşemedik, beceremedik.
Kurduğumuz mahkemenin aldığı karar nasıl bir ironidir ki hükümran ve lakin orta yerde sahipsiz. Cumhurbaşkanı beğenmemiş, başbakan beğenmemiş, savcı beğenmemiş inanmayacaksınız belki ama hâkim de beğenmemiş.
Biz, bu memleketi, bu memleketin kurumlarına rağmen seviyoruz. Hatta bu memleketi, bu memlekete rağmen seviyoruz. Sevmeye çalışıyoruz. Evet, çok zorlanıyoruz.
Yükümüz dayanılmaz boyutlarda. Bizimkisi güvercin tedirginliği değil; bir parçalanmışlık, yırtılmışlık, bütünlüğünü yitirmişlik. Bizimkisi utanca bulanmış bir varoluşsal tedirginlik.
Gelinen noktada başımız yine önümüzde, utanç içinde dayanılmaz bir haleti ruhiye. Yarattığımız dehşet eylemlilikte, kanı donmuş bir vaziyette kalakalmışız. Utanıyoruz, utanabiliyoruz hâla. Kendimizden, yaptığımızdan ve daha önemlisi yapmadığımızdan ve yapamadığımızdan. Şükür, buna da şükür.
Utanabiliyorsak hâlâ, demek ki umutlanabiliriz.
Umutları yeşertip, çoğaltabiliriz hâlâ.
Zaten bunun haykırışından başka nedir ki;
“Herkes İçin Adalet, Herkes İçin Özgürlük”

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.