“Masa da Masaymış Ha”

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
03.06.2017
A+
A-

Telif ve Tercüme Heyeti azalarından Ziya Gökalp Bey ile eğitim meselesini konuşmak için bekliyorum. Beklerken köşeye çekilip etrafıma bakıyorum. O ara dalmışım galiba. “14 Aralık” sesleri duydum önce. Bir ara Edip Cansever’i gördüm gibi oldu. Sonra bir masa belirdi orta yerde ve etrafında insanlar.

Dikkatle bakıyorum, çekinerek oturdular masanın etrafına. Önce toplumu çıkarıp koydular masanın üzerine. Toplumun yaşadıklarını koydular. Görülen geçmişi koydular. Muhayyel geçmişi, müstakbel geleceği koydular. Kabaran duyguları koydular. Yeşeren ümitleri koydular. Korkuları, kaygıları, biriken öfkeleri, parçalanamayan önyargıları koydular. Uzandılar Tarih’e, onu da koydular. Çıkardılar Sosyolojiyi koydular. Ekonomi duruyordu yanı başlarında çekip koydular. Terlediler, sildikleri terlerini koydular masaya.

Uzandılar asker-sivil bürokrasiyi koydular. TÜSİAD’ı, MÜSİAD’ı, ODA’ları, BORSA’ları koydular. Dördüncü kuvvet medyayı koydular. Yazılı-görsel basını koydular. Federasyonları-konfederasyonları koydular. Arka bahçelerde derin bağlantılar vardı, tutup onları koydular. Cemaatler vardı, tarikatlar vardı, onları da koydular. Bağlantılı-bağlantısız STK’lar vardı, hepsini koydular.

AB’yi koydular, ABD’yi koydular. Avrupa’yı ve Atlantiği koydular. NATO’yu koydular. IMF’yi, Dünya Bankası’nı, BM’yi koydular. Balkanları, Kafkasları, Rusya’yı, Yakın ve Uzak Doğu’yu koydular. Yükselen Çin’i, dinginlik bilmeyen Orta Doğu’yu koydular. Gözden ırak Afrika’yı koydular. İran’ı, Irak’ı, Suriye’yi koydular. Ermenistan’ı, Azerbaycan’ı koydular. Tutup Bosna’yı koydular. Meksika Sınırı’nı koydular. Yedi iklimi, yedi kıtayı koydular. Hizanı, Fizan’ı, Kafdağı’nın ardını koydular.

Çıktıkça çıkıyordu masanın altından. Kuzey Afrika’nın çalkantısını koydular, Arap Baharı’nı koydular. Adeviye meydanını, Mursi’yi, Sisi’yi koydular. Suriye’yi, Irak’ı bir daha koydular. Körfez’in paralarını koydular. Güneydeki ülkeyi koydular, Davos’u koydular. Enerjiyi, güvenliği koydular. Çıkarları, çatışmaları koydular. Piyasaları, finansı koydular.

Hemen masanın ayağının yanında Kürtler, Türkler, Çerkezler, Lazlar vs’ler vardı onları koydular. Aleviler- Sünniler duruyordu onları koydular. Dinleri koydular masaya, mezhepleri, meşrepleri. Etnisite duruyordu köşe de onu da koydular. Yasaklı diller, kaybolan diller vardı onları koydular. “Şeş” dedi birisi, tutup ‘şeş’i koydular. Kılık-kıyafeti koydular, Ayasofya’yı, Heybeliada’yı, Dersim’in Kayıp Kızlarını, Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’nı koydular masaya. Nefesleri kesildi, kesilen nefeslerini koydular. 

Kitabı koydular, defterleri koydular. Can yakan kutuplaşma vardı, onu da koydular. Görülmemiş hesapları açtılar, onları koydular. Kapalı kutuları koydular. Çekip kirli bağırsakları koydular. Ortada dolaşan “niye’yi, nasıl’ı, niçin’i” koydular. Şayiaları koydular. Borçları, harçları, haraçları koydular. Yasaklar vardı, vesayet vardı, karanlık mahfiller vardı onları koydular. İstihbarat vardı, şantaj vardı, yaranmalar vardı, korkutmalar vardı, hepsini koydular. Sonra baktılar müesses nizam vardı, temayüller vardı, layüsel gelenekler vardı onları da koydular.

Can sıkıntısı vardı, hem can’ı hem sıkıntısını koydular. Ahmet Kaya’yı, Şıvan’ı koydular. Yaralı bilinci, yırtılmış ülkeyi koydular. Moderni, postmoderni koydular. İnancı, sevinci, acıyı, kederi koydular. Yaman çelişkileri gördüler, alıp masaya bıraktılar. Binyılların sevdasını koydular.

Siyaseti koydular, reeli koydular, politiğini de yanına koydular. Mümkünü, imkânları çıkarıp koydular. İdeali alıp koydular. Azgın hırsları, kabaran iştihaları, tutkuları, arzuları koydular. Kışkırtılan kinleri koydular. Kaşınan yaralar vardı, yaraları koydular. Kuşatılmayı koydular. Yeni burjuvazinin ilke tanımayan taleplerini koydular. Mitingleri, sloganları koydular. Kendini gizlemeler vardı, takiyyeler vardı, kumpaslar vardı, muhtıra vardı, bildiri vardı, e-bildiri vardı, hepsini toplayıp masaya onları da koydular. Kesildi takatleri, tutup takatlerini koydular masaya.

Bilinçaltlarını koydular. Mahrem hayallerini de koydular. Toplayıp cesaretlerini, cesaretlerini koydular. İttifakları koydular, ihtimalleri koydular. Yargı’yı, Emniyet’i koydular. HSYK’yı koydular. Hâkimi koydular, Savcıyı koydular. Vicdanı-cüzdanı ve aradaki sıkışmışlığı koydular. Yasayı, Anayasayı koydular. Müstahkem mevkileri, korunakları üsleri koydular. Karanlık ilişkileri, bağlantıları koydular. Bunaldılar, darlanıp ‘of’ çektiler, çektikleri ‘of’u koydular.

Mahalle baskısını koydular, yanına Beyaz Türklerin tedirginliğini koydular. Genç Subayların rahatsızlığını, Genç Sivillerin itaatsizliklerini koydular. Dersimi koydular. Azınlıkları koydular. Kürtçeyi, Zazacayı koydular. Otuz yıllık savaşı koydular. Arkalarına baktılar “Ayışığı” vardı, uzanıp aldılar onu koydular. Denize baktılar “Yakamoz” vardı onu da koydular. Sarıkız’ı koydular. Oturmuşlardı bir kez masaya, 27 Nisan’ı koydular, Hrant’ın delik ayakkabısını koydular, Roboski’den süzülüp gelen anaların gözyaşlarını koydular. Sorulmamış hesapları, dindirilmeyen vicdanları koydular. Çözüm sürecini koydular, kardeşliği koydular. Baktılar yanında bir şey var, çıkardılar kalleşliği koydular, kundakçılığı koydular. Ergenekon’u koydular diğer tarafa, yanına Balyoz’u koydular. MİT’in Başkanını, tırlarını çekip koydular masaya. 17 ve 25 Aralık darbe teşebbüslerini, kaset koleksiyonlarını koydular. “İnlerine gireceğiz” diye bir ses kapladı ortalığı, yakalayıp sesi koydular masaya.

Masanın üstüne bir şeyler koymaya devam ediyorlardı hala kendime geldiğimde. Ziya Gökalp’la buluşmak için gecikiyorum. Hızlıca yol alırken aklımda altıyla, üstüyle masa var….

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.