Zor Zamanlardayız

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
28.01.2018
A+
A-

Zor zamanlardayız. Konuşmanın zor olduğu zamanlardayız. 15 Temmuz kalkışmasının sıcak anlarında mücadele sulandırılmasın, direniş yağmalanmasın uyarısında bulunmuştuk. Düşmanın en sinsi hamlesi yapmak istediğini sana yaptırmasıdır veya seni çekmek istediği noktaya senin en temel strateji olarak sahip çıkmandır. Bu pozisyon savunulması zor bir pozisyondur. Zira kendini sorgulamayı zorlaştırır, bulunduğun noktayı olası en makul ve güvenilir pozisyon olarak temellük ettirir.

Türkiye‘nin siyasi kültürü muhatap almayı handikapa dönüştüren bir genetik arzediyor. Muhatap alıp özneleştirdiğin, gündem ettiğin, kahramanlaştırdığın hem hak etmediği bir ağırlık teşkil etmeye başlıyor hem de sen muhatap aldığın yüzünden irtifa kaybediyorsun. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim”, “bana düşmanını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim….”

FETÖ ile mücadele kapsamında yürütülen kimi operasyonlar bizatihi mücadelenin altını oymakta, işi sulandırmakta ve buharlaştırmaktadır. Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan operasyon hem sürecin kamuoyundaki meşruiyetini hafifletmekte hem de bizatihi mevcudiyeti titrek halde olan bir yapıyı haketmediği bir karşılıkla taltif etmektedir. Etkisi, çapı, kalitesi ve kalibresi belli bir yapıyı lüzumundan fazla ciddiye almak, hem de dayanaklarının sağlamlığı tartışmalı hukuki süreçlerin muhatabı kılmak vermek istediğimiz mücadelenin buharlaştırılması riskini beraberinde getirmektedir.

FETÖ ile mücadelenin kararlılığı işin ciddiyetle ve titizlikle sürdürülmesi ile ilintilidir. Mücadelenin kararlılığı bulunduğumuz noktanın meşruiyeti, haklılığı üzerinden sürdürülebilir. Bir kaç yıl önce tarihi bir hesaplaşma fırsatı olarak önümüze gelen Balyozve Ergenekon süreçleri işin ciddiyetinin bozulmasıyla elimizden kayıp gitti. Şimdi yine muhalifliği, başka türlü bir savunuyu imkansızlaştıran, “subliminal mesajlar veriliyorgibi   iddialar üzerinden mücadele olmadık noktalara götürülüyor.

Hukuki açıdan problem arzeden son gelişmeler aynı zamanda siysaseten de savunulabilir olmaktan uzaktırlar. Zira toplumun kahir ekseriyeti nezdinde itibarı ve imajı zedelenmiş ve son süreçteki yayın performansıyla maşeri vicdanın sandalyesine oturmaktan kurtulamayan bir yapıyı olağandışı enstrumanlara muhatap kılmak hem onların hesaplaşmak zorunda kalacakları kamuoyu denetiminden ve sivil eleştiri sistematiğinden kaçırmakta hem de haketmedikleri bir mağduriyet payesine kavuşturmaktadır. Halbuki basın, akademi vs. gibi kamuoyu denetimi üzerinden söylemleri sıgaya çekilip mahkum edilebilecek bir yapı uğradığı muamele ile ne söylediğinden bağımsız bir şekilde süreçten varlık emmektedir, varlığını tahkim edecek enerji sondajlamaktadır. Ateş olsa cürmü kadar yer yakacak yapılara varlıklarına mütekabil seyretmeyen muameleyle karşılık verildiğinde, ki hepsi bunu ziyadeyle isterler, olan bizim verilmesi zaruri mücadelemize olmaktadır. Onların arzu ettiklerini onların arzu ettiklerinden daha hatırı sayılır bir dozajda verdiğimiz bu muameleden iddialarının teyidini çıkartıkları aşikar. Mesele onlar değil zaten. Zira ne yaparsanız yapın onların size karşı bakışları objektif bir analiz üzerinden değil duygusal bir blokajın girdabından gelecektir.

Bu açıdan sağlıklı bir haleti ruhiye taşıma becerisini yitiren bu yapıya karşı sağaltıcı politikalar üretmek yerine şirazesi kaçmış bir hukuk mekaniğinin subliminal mesaj veriliyor fantezisine yol veren keyfiliği kabulllenmek imkansızdır. Cumhuriyet Gazetesi’nin yaptığı yanlışlar hukuki ve adli sürece elbette konu edilebilir, yanlışların hesabı herkesten olduğu gibi onlardan da sorulabilir. Ancak kamuoyuna yansıyan gerekçeler üzerinden bir süreci gerekçelendirmek olacak iş değil. İşin doğası gereği bizi rahatsız etse de, hoşumuza gitmese de, niteliği problemli olsa da varlığı hem siyasal hem de toplumsal açıdan gereklidir, önemlidir.

Diğeri durumun siyaseten savunulamaz oluşudur, zira ülkenin kamusal hayatını, tartışma ortamını, çeşitliliği ve farlılıkları görmezden gelen uygulamalar bizi yönetilemezlik durumuyla başbaşa bırakır. Meşruiyetsiz, takatsiz, savunulması güç durumları hukukun gündemi olarak tutmak yerine toplumun meşruiyet mekanizmasına teslim etmek daha meşru, daha işlevsel ve sürdürebilirlik açısından daha makbuldur. Son gelişmeler bu açıdan işimizi zorlaştıran, sürecin gidişatını riske eden uygulamalardır. FETÖ ile mücadeleyi sulandırma, ulusal ve uluslararası meşruiyetini gölgeleme riskini taşımaktadır. Dikkatli olmak zaruridir. Kaçan Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları gibi FETÖ soruşturmasını da elimizden kaçırmayalım, yapılan yanlışlar yüzünden suçluların etrafımızda arz-ı endam etmesine seyirci kalmayalım.

Türkiye‘nin muhtaç olduğu şey politik olarak yanlışı savunan unsurları tasfiye değil bulunduğu yerin sağlamlılığını söylem ve eylemlerle pekiştirecek incelikli siyasetler geliştirmektir. Kendileri ve memleketleri için sadra şifa olacak bir hüviyette olmayan unsurları hukuki sürecin keyfiliğinde gürbüzleştirmek yerine maşeri vicdanın mizanında mahkum etmenin daha elzem ve daha hayati olduğunu unutmayalım. Onların ülkenin mukaddreatına ilişkin dişe dokunur bir hüviyet zar etmedikleri ortadadır. Varlığımızı ve siyasetimizi teyit etme veya bulunduğumuz yerin muteber oluşunu olnların dişe gelmeyen naçarlığında giderme kolaycılığı bize seviye kaybettirmekten başka işe yaramadığı gibi bizi onların düzeyine indirgemekte, onlara benzeştirmektedir unutmayalım. Bu siyasi kültüre mesafe almak, siayseten mevta haline gelmiş unsurlara oksijen pompalayan, onları yendien dirilten ve ülke siyasetinde aktörleştiren dolayısyla yarınlarımızın şekillenmesine ayak bağı olan unsurlara can ve kan pompalamayalım. Biz çıtayı yüksek tutmak, hakkı ve adaleti üstün tutmakla mükellefiz. Başkalarının yaptığı yanlışa kızıp adaletten sapanlardan olamayız. Varlığımızı borçlu olduğumuz ve varlığımızı mümkün, meşru ve güçlü kılan şey haklılığımızdır, hakka, adalete ve kitaba uygunluğumuzdur. Aksi taktirde güç, taktik, üzerinden keyfe keder yol alışımızın faturasını ödemek zorunda kalacağız.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.