Özgür Eğitim-Sen

12 eylül dayatması olan zorunlu YÖK dersleri neden verilir, ne işe yarar?

12.04.2019
A+
A-
12 eylül dayatması olan zorunlu YÖK dersleri neden verilir, ne işe yarar?

‘’Yükseköğretim kurumlarında, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türk dili, yabancı dil zorunlu derslerdendir. Ayrıca zorunlu olmamak koşuluyla beden eğitimi veya güzel sanat dallarındaki derslerden birisi okutulur. Bütün bu dersler en az iki yarıyıl olarak programlanır ve uygulanır.’’

Yukarıdaki cümleler 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 5/i. Maddesine ait. Hala geçerli olan bu kanun maddesine göre üniversitenin ilk yılında iki dönem boyunca tıp, mühendislik, meslek yüksek okulu, tarih, edebiyat, hukuk vs. fark etmeksizin tüm bölümlerde zikredilen dersler zorunlu olarak okutuluyor. Bu dersler bazı üniversitelerde sınıf ortamında bazılarında da sanal ortamda çevrimiçi olarak sıkı biçimde devam zorunluluğu gözetilerek veriliyor. 12 Eylül askeri darbesiyle zorunlu hale getirilen YÖK derslerinin temeli 1934 yılında Maarif Vekili Yusuf Hikmet Bayur tarafından İstanbul Üniversitesi’nde ilk dersin verilmesiyle atıldı. Zaman zaman gerekliliği üzerinde tartışmalar ve saha araştırmaları yapılan zorunlu YÖK dersleri 2012 yılında YÖK Kanunu’nda yapılan düzenleme ile kaldırılacağı söylentilerine muhatap olsa da günümüzde hala varlığını devam ettiriyor.

Zorunlu okul sistemi dünyanın her yerinde çocuğu yoğurup biçimlendireceği bir kil parçası olarak görür. Okul, ulus devletin otoritesini tahkim edecek ideolojik-politik yüklemelerin yapılacağı bir araç olarak tasarlanmıştır. Tolstoy’un dediği gibi okul, kişiyi ‘’bir şeye’’ dönüştürme, önceden tasarlanmış bir amaca göre biçimlendirme yönünde bilinçli bir girişimdir ve bu yönüyle ideolojik bir denetim aracı olarak işlev görür. Bütün bunlar herkesin malumu ancak ‘’biçimlendirme’’ misyonunu ana sınıfından orta öğretimin sonuna kadar 13 yıl boyunca uygulayan devletin bunu gülünç biçimde üniversitelerde de her bölüme zorunlu ortak dersler koyarak yapmaya çalışmasını anlamak mümkün değil. 12 Eylül darbe sürecinin akıl tutulması ortamında zorunlu hale getirilmesini anlamak mümkünse de bugün hala devam eden varlığını neye borçlu olduğu ciddi anlamda merak konusu.

Üniversite belli alana dair uzmanlaşmanın başladığı bir aşamadır. Üniversiteye ortaokul-lise müfredatının dayatılacağı bir kurum olarak bakamazsınız. Yirmi yaşına gelmiş ve bölümünün oldukça ağır derslerine yoğunlaşması gereken bir üniversiteliye devam zorunluluğu olan alan dışı bir dersi dayatarak ona hala cümlenin öğelerini, çekim eklerini, Hint-Avrupa dil ailesini, zararlı cemiyetleri vs. öğretmezsiniz. Tıp, hukuk veya mühendislik okuyan bir öğrencinin alan derslerine ayıracağı vakit ve enerjiyi zaten 13 yıl boyunca tekrar tekrar öğretilen derslere ayırması bu öğrenciler için eziyete dönüşmektedir. Üniversite sınavını kazanmış bir öğrenci zaten zorunlu olarak dayatılan bu derslerle ilgili binlerce soru çözmüş, sistemin arzuladığı gibi ezberlemiştir. Zira bu derslere vakıf olmayanın üniversite sınavını kazanması mümkün değildir. Haliyle öğrenciler tarafından ciddiye alınmayan, gereksiz bulunan bu dersler ayak bağı olarak görülmektedir.

İçeriği MEB tarafından hazırlanmış, üniversite dışından okutmanlar tarafından verilen aynı müfredatın meslek yüksek okulunda da tıp fakültesinde de aynıyla verilmesi ayrı bir garabet olmakla birlikte ilkokulun ilk yıllarından itibaren haftada 4 saat yabancı dil dersi alan öğrenciye üniversitenin ilk yılında iki saat zorunlu İngilizce dersi vermek hangi akılla izah edilebilir. Bir öğrenci ilkokuldan beri binlerce saat İngilizce dersi görmesine rağmen o dersi muafiyet sınavında geçemiyorsa fakültede aldığı haftada 2 saatlik dersle öğrenmesi mi beklenmektedir? Ayrıca İngilizce dersine konan muafiyet sınavı neden diğer iki derse konmamaktadır? Arka planda başka hesabınız yoksa madem, yaparsınız sınavınızı, geçen muaf olur, geçemeyen almak zorunda kalır.

Üniversiteyi mesleki alanla ve formasyonla ilgili olmayan, hangi içerikle ne şekilde verileceği devlet tarafından belirlenen, ideolojik amaçlı konulmuş dersler için araç olarak kullanmak az gelişmiş üçüncü dünya ülkeleri veya demir perde ülkelerine özgü bir uygulama olsa gerek. Milli Güvenlik derslerinin bir zamanlar orta öğretimde kışladan gelen bir binbaşı tarafından verilmesi kadar absürt bir darbe dönemi uygulamasının halen devam ediyor olması üniversitelerin özerkliği ve hep üzerine titrenen bilimsel-çağdaş eğitimle bağdaşacak bir şey olmadığı gibi gerekliliğinin akla mantığa sığacak ikna edici bir izahı bulunmamaktadır. Bu dersler alan derslerinin zamanlarından çalıyor ve üçüncü sınıfta da geçilmediği takdirde sınıf tekrarına düşülmesi nedeniyle strese neden oluyor. O yüzden mesleki alan derslerinin yoğunluğu içerisindeki üniversiteli gençlerin zorunlu YÖK dersleri ile meşgul edilmelerine son verilmeli, arkaik bir takım ideolojik kazanımları üniversitede vermeye devam etme manasızlığından vazgeçilmelidir.

Bekir Birbiçer

Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.