Özgür Eğitim-Sen

4+4+4, YGS stresi, Bakan’ın Üslubu

25.11.2016
A+
A-
4+4+4, YGS stresi, Bakan’ın Üslubu
 
 
 Zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaracak olan 4+4+4 yasa tasarısı 30 Mart Cuma günü TBMM’de kabul edildi.
Tasarının komisyona sunulması, görüşme biçimi ve yapılan tartışmalar eğitimin özünden uzak olduğu gibi temel ahlak ilkeleri ile de bağdaşmamaktadır. Milyonlarca çocuğun geleceğini ciddi şekilde etkileyecek bir meselede, eğitimcilerin, velilerin ve öğrencilerin en ufak bir fikrine dahi müracaat edilmemesi; aslında kadim devlet aklının aynen muhafaza edildiğinin bir göstergesidir.
Yasanın meclisten geçmesinin ardından sayın Başbakan “28 Şubat’ın son izi silindi” şeklinde bir açıklamada bulunmuş, daha sonra da bu düzenlemenin “Ezan-ı şerifin aslına dönmesi kadar muhteşem” olduğunu ifade etmiştir.
Eğitimin kesintili hale getirilmiş olması önemlidir fakat sayın Başbakan’ın büyüttüğü kadar ortada bir devrim yahut reform yoktur. Üstelik 28 Şubat’ın son izi de silinmiş değildir. Hatırlatmak gerekir ki 28 Şubat post-modern darbesinden önce eğitimin bütün kademelerindeki başörtülü öğrenciler derslerine başörtüsü ile girebiliyor, öğretmenler ve kamudaki diğer memurlar başörtülü çalışabiliyorlardı. Bu büyük mağduriyet olduğu gibi devam ederken Başbakan’ın 28 Şubat’ın son izinin silindiği açıklaması 28 Şubat mağdurlarını derinden üzmüş ve mağduriyetlerin giderilmesi noktasında beslenen ümitleri boşa çıkarmıştır. 
Bu bağlamda Sayın Cumhurbaşkanı’nın “28 Şubat mağdurlarının mağduriyetleri giderilmelidir” ifadesi hayata geçirilmeli ve bütün mağduriyetler (başörtüsü, işten çıkarma vs.) giderilmelidir.
4+4+4 ile ilgili eleştiriler;
Bir; 4+4+4 sistemi zorunlu eğitim süresini uzatmaktadır; eğitim zorunlu olmaktan çıkarılmalı yahut home school (açık öğretim) gibi seçenekler isteyen her öğrenci için serbest kılınmalıdır.
İki; Kur’an-ı Kerim ve Siyer derslerinin seçmeli olarak okutulacak olması olumlu bir gelişmedir ancak asıl yapılması gereken bu derslerin okul çatısı altına taşınması değil, bu derslerin öğrenilebileceği sivil alternatiflerin önünü açmaktır.
Üç; Yasa ile beraber FATİH projesi kapsamında yapılacak harcamalar 2015 yılının sonuna kadar “Kamu İhale Kanunu” kapsamının dışına çıkarılmıştır, bu durum zihinlerde büyük bir soru işareti oluşmasına sebep olmaktadır.
Kamu ihale kanunu hükümetin mali icraatlarını denetlemeyecekse sadece muhalefetin başında bir Demokles kılıcı olarak sallanmak için mi kabul edilmiştir?
 
Sınav sistemi çocuklarımızın, okulun ilk yıllarından itibaren yarış atı gibi sürekli bir yarış halinde olmasına sebep olmakta, çocuklar; bencil, çıkarcı ve kazanmak için her yolu mübah gören bir mantıkla yetişmekte bu durum eğitimin amaçları ile tamamen çelişmektedir. Sınav sisteminin öğrenciler üzerindeki baskısı dersane parasını ödeyemeyen çocukların intihar etmesi, sınav stresine dayanamayanların kalp krizi geçirmesi gibi büyük felaketlerin sebebi olmaktadır.  Sayın Eğitim Bakanı tek sınav uygulamasının değişeceğini söylemektedir. Fakat halihazırda öğrenciler zaten tek bir sınava değil YGS ve LYS olmak üzere iki sınava girmektedirler. Sınav sayısını artırmak stresi bölmeyecek bilakis çarpan etkisi ile stresi arttıracaktır.
Ayrıca Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer, öğretmenlerle ilgili söz aldığı hemen her platformda öğretmenleri haksız bir şekilde eleştirmekte, kamuoyunun algısını öğretmenlere karşı olumsuz bir biçimde yönlendirmekte ve bunu yaparken, eğitim bakanına yakışmayacak bir üslup takınmaktadır. Öğretmenler eğitim sürecinin en önemli unsurudurlar. Huzurlu ve verimli bir eğitim süreci için öğretmenin de huzurlu olması gerekmektedir, en azından emeğine saygı gösterilmelidir.
Sayın Bakan’ı işçisinin suyunu sıkmaya azmetmiş asık suratlı bir patron imajından bir an önce sıyrılıp öğretmenlere karşı üslubunu düzeltmeye davet ediyoruz.
Genel Talep ve Öneriler
 
1)      Herhangi bir ideolojinin dayatılması yerine, ‘bireyi insanlık onuruna bağlı doğal hak ve özgürlüklere sahip bir varlık’ olarak kabul eden bir eğitim anlayışının benimsenmesi gerekmektedir.
 
Bu bağlamda “andımız” ve “Gençliğe Hitabe” gibi tek tipçi, ötekileştirici metinler eğitim sisteminin dışına çıkarılmalıdır.
 
2)      Eğitim ve öğretim her aşamasında, resmi ideolojinin yönlendirmesinden uzak; insanın özgür bir kimlik ve şahsiyet geliştirebilmesine imkân veren; zorunlu değil serbest ve gönüllü, monist değil çoğulcu bir eğitim anlayışı benimsenmelidir.
 
 
 
3)      Ülke tek bir kültür, etnisite, din ve inanca mensup insanlardan oluşmamaktadır. Özgürlük, adalet ve barış temelinde kimseyi yok saymayan ve ötekileştirmeyen bir eğitim-öğretim ortamının oluşturulması gerekmektedir. Bu çerçevede; eğitim müfredatı ile ders kitaplarının ve her türlü eğitim faaliyetinin içeriğinin belirlenmesinde farklı ırk, dil, kültür ve inançların ihtiyaç ve taleplerini göz önünde bulundurmak; ahlakın, vicdanın ve insan haklarının bir gereğidir.
 
 
 
4)      Adalet, barış ve huzurun sağlanabilmesi için eğitim sisteminde çoğulculuğun göz önünde bulundurulması; ahlaki, vicdani ve insani bir gerekliliktir. Bu sebeple, eğitimde ayrımcılığın, dayatmacılığın ve ötekileştirmenin bütün çeşitleri ortadan kaldırılmalıdır.
 
 
Basına ve kamuoyuna saygılarımızla…
 
 
 
 
M. Masum YOKUŞ
 
Özgür Eğitim Sen  
 
Diyarbakır Temsilcisi

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.