Özgür Eğitim-Sen

Eğitimde milliyetçiliğe karşı ilk adım

25.11.2016
A+
A-
Eğitimde milliyetçiliğe karşı ilk adım
 
 
 Yeni öğretim yılı öncesinde yayımlanan kanun hükmünde kararname ile Milli Eğitim  Bakanlığı yeniden yapılandırıldı. Kararname ile eğitimde “Atatürk milliyetçiliğine bağlı vatandaş yetiştirme” ve “Milli Güvenlik Siyaseti’ne bağlı olma” kuralı kaldırıldı. Bakanlığın bürokratik yapısı da değiştirilerek, 32 olan genel müdür ve üst yönetim birimi sayısı 17’ye, 7 olan müsteşar yardımcısı sayısı 5’e düşürüldü.
Talim ve Terbiye Kurulu üyeliği ise, sürekli kadro olmaktan çıkartılıp 4 yıl süreli bir görev haline getirildi.
 
Kararname ile birlikte Türkiye’de Milli Eğitim’in tektipleştirici, farklılıkları dışlayan, bürokratik yapısı yeniden tartışılmaya açıldı. Özgür Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Coşkun, Kararname ve Milli Eğitim’in yapısıyla ilgili olarak Agos’un sorularını yanıtladı.
 
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1992’de yapılan görev tanımının dar bir milliyetçilik anlayışına sahip olduğunu belirten Coşkun, yeni kararname ile insan haklarını esas alan bir toplum yapısı esaslı bir anlayışa geçildiğini belirtti. Bu değişimin  devam etmesi durumunda tabulaştırılan yasaların, Milli Güvenlik Dersleri ve Andımız gibi uygulamaların da kaldırılmasını beklediklerini dile getiren Coşkun, Milli Eğitim’deki bürokratik saltanatın da son bulduğunu söyledi.
 
Coşkun, “Türkiye’deki mevcut eğitim sistemi militarist bir yapı üzerine inşa edilmiş durumda. Eğitim anlayışı öz itibari ile hâlâ katı bir ideolojik formasyona sahip ve tektipleştirici. Devlet okullarında öğrencilere hâlâ asker gibi nöbetler tutturuluyor, ant okutuluyor. Milli Eğitim, müfredatıyla ve anlayışıyla nefret söyleminin beslendiği en önemli kurum. Hâlâ  ders kitaplarında nefreti körükleyecek konular var. Ders kitapları maalesef farklı dinden, dilden, renkten ve mezhepten olanlara karşı çocuklara ciddi önyargılar aşılıyor” dedi.
 
Köklü bir reform lazım
 
Eğitim sisteminin kökten bir reforma ihtiyacı olduğunu belirten Coşkun, “Bu haliyle eğitim sisteminin tezgâhından geçen bireyler ne bilimde sanatta, teknolojide bir kalite üretebiliyor ne de ülkesinde yaşayan farklı kesimlerle bir arada barış içinde yaşama erdemliliğine ulaşabiliyor. Daha esnek bir eğitim modellerine ihtiyaç var. Çeşitliliği engelleyen Tevhid-i Tedrisat anlayışı mutlaka tartışılmalı. Farklılıkların kendi eğitim anlayışlarına göre işlev gören, devletten bağımsız o-kullar açmasına imkân tanınmalıdır” sözleriyle, bazı temel tartışmalara dikkat çekti.
 
Eğitimcinin görev ve sorumluluğunun öğrencilere ideoloji aşılamak olmadığına dikkat çeken Coşkun, “Eğitimci, özgürlükçü bir bakış açısına da sahip olmak zorundadır. Eğitimciler, insan hakları ve özgürlükler alanında ciddi bir eğitimden geçirilmelidir. Çünkü büyük bir kesimi hâlâ dünyaya dar bir milliyetçilik penceresinden bak-maktadır. Oysa evrensel değerler temelinde bir düşünce alışkanlığı geliştirmelidirler” diye konuştu.
 
Anayasa değişikliğinin önce eğitim sisteminin değişmesi ile başlaması gerektiğini belirten Coşkun, farklı olana karşı nefretin kökeninde eğitim sisteminin militarist bir yapıda işlev görmesi olduğunu vurguladı. Okulların uzun yıllardır farklı kimliklerin, inançların, mezheplerin ve dillerin dışlandığı, yok sayıldığı, resmi ideolojinin ve dar bir milliyetçilik anlayışının içselleştirildiği birer ideolojik aygıta dönüştürüldüğüne dikkat çeken Coşkun, “Elbette ki böyle bir ülkede bir arada barış içinde yaşamak da mümkün olmaz” sözleriyle, sorunun vahametine vurgu yaptı.
 
“Agos”, sayı:806

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.