Özgür Eğitim-Sen

Evet! Dolar ile bir işimiz var!

03.09.2020
A+
A-
Evet! Dolar ile bir işimiz var!

Her geçen gün hayat pahalılığı biraz daha artıyor, alım gücü düşüyor, geçim şartları inanılmaz şekilde zorlaşıyor. Son iki yıldır kriz içinde olan ekonomi, pandemi süreciyle birlikte daha da kontrolden çıkarak dar gelirli ve sabit maaşlı kesimleri kıyıcı bir geçim sıkıntısı içerisine soktu. Çarşı pazar ateş pahası haline geldi. En ucuz sebze 5, en ucuz meyve 10 TL’den satılıyor. Süt, peynir, çay, şeker gibi günlük tüketilen ürünler lüks tüketim maddeleri haline geldi. Her bir ürüne son altı ayda en az yüzde kırk oranında zam yapıldı. Aynı şekilde elektrik, doğalgaz ve akaryakıta biteviye fiyat artışı geliyor.

Peki, her üründe yüzde kırklara varan zamlar yaşanıp, markete her gidildiğinde yeni zamlarla yüzleşilirken memura yüzde kaç artış yapıldı dersiniz? Sadece yüzde dört.

Ekonominin kötü yönetilmesinin bedeli emekli, memur, işçi, işsiz ve esnafa zamlar ve ağır vergiler yoluyla ödetiliyor.

Ancak enflasyon rakamları mucizevi şekilde yüzde 11 seviyelerinde gösteriliyor. Ekonominin dümenini kontrol eden Bakan’a bakılırsa “ülke ekonomisi adım adım yükseliyor” ve ona göre her daim düne göre çok iyi durumdayız. Aynı Bakan, “Dolar yükselince endişelenmeli miyiz?” sorusunu “Dolarla mı maaş alıyorsunuz? Dolar borcunuz mu var? Dolarla bir işiniz var mı?” şeklinde cevaplarla milletin zekâsıyla dalga geçiyor. Dolarla tabii ki işimiz var Sayın Bakan! Doğalgazı dolarla alıyoruz, petrolü dolarla alıyoruz, bilgisayarı, cep telefonunu, küçük ev aletlerini, otomobili, her türlü teknolojiyi, hatta buğdayı ve kimi zaman patatesi bile dolarla alıyoruz. Ayrıca köprülere, yollara, hastanelere dolarla garanti veriyoruz. Dolar kuru her 1 kuruş yükseldiğinde bunun hazineye maliyeti 1,2 milyar TL oluyor. Dolayısıyla para değer kaybediyor beyefendi, reel enflasyon fırlıyor, vergiler yükseliyor, maaşlar eriyor. O yüzden tabi ki dolarla bir işimiz var, bu anlamda tabii ki maaşımızı dolarla alıyoruz.

Türk parasının son dönemde kaybettiği değeri görmek açısından 2015 verileriyle günümüzü mukayese etmekte fayda var. 2015 yılında dolar kuru 2.90 iken öğretmen maaşı 2200 TL idi ve bu maaşla 758 dolar alınabiliyordu. Bugün dolar kuru 7.44 ve 4300 TL olan öğretmen maaşı ile sadece 577 dolar alınabiliyor.

Altın karşısındaki konumumuz çok daha içler acısı. 2015’te gram altın 97.30 TL iken öğretmen maaşı 2200 TL idi ve bu maaş ile 22.6 gram altın alınabiliyordu. Bugün altının gramı 470 TL ve 4300 TL olan öğretmen maaşı ile sadece 9.1 gram altın alınabiliyor.

Aynı şekilde bu yılın ocak ayında dolar kuru 5.90 iken şu an 7.44 TL seviyesinde, 290 TL olan gram altın ise şu an 470 TL seviyelerinde. Yani çarşı pazardaki pahalılığa paralel olarak bu sayılar da gösteriyor ki Türk parası yüzde 30 ila 40 arasında bir değer kaybına uğradı. Buna rağmen memurun aldığı artış sadece ve sadece yüzde dört gibi inanılması güç bir yüzdelik dilimde kalmış bulunuyor.

Zenginle fakir arasındaki uçurumun açıldığı Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik sınıfın milli servetten aldığı pay 2002’de yüzde 38, 2014’te yüzde 54.3 iken günümüzde yüzde 60’ları zorlamaktadır. Dünyanın en çok çalışan üçüncü ülkesi olmamıza rağmen Avrupa’nın en az kazanan üçüncü ülkesi durumundayız. Ayrıca OECD ülkeleri arasında en çok vergi veren altıncı ülke durumundayız. Zira vergiden bile vergi alacak kadar bu konuda mahiriz.

Özgür Eğitim-Sen olarak dar gelirli vatandaşın ve sabit gelirli memurun giderek katlanan hayat pahalılığı karşısında çok zor şartlarda yaşadığının, yaşanan ekonomik krizin faturasının kesildiği kamu çalışanının ücretinin her geçen gün enflasyon karşısında eridiğinin, alım gücünün düştüğünün, vergisini en düzenli ödeyen çalışan grubu olarak ağır vergiler altında ezildiğinin bilinmesini istiyoruz. Hükümetin, neden olduğu krizden en çok zarar görenleri krizden çıkış kodu olarak görmekten vazgeçmesini, işin kolayına kaçmadan, çalışana zarar vermeyecek kaynaklar yaratarak ülkeyi etkisi altına alan krizden çıkış yolları bulmasını talep ediyoruz. Yaklaşık beş milyon kamu çalışanının ekonomik krizden kaynaklı kayıplarının telafi edilmesi için en az yüzde 35 oranında bir iyileştirmeye gidilmesi gerektiğinin aciliyet kesbettiğini de hatırlatıyoruz.

Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ali veli dedi ki:

    Neden her ay enflasyon rakamları açıklandığında sendikalar bu oranlar yalan ve yanlış demez herhangi bir açıklama yapmaz