Özgür Eğitim-Sen

KAMU SENDİKACILIĞINDA TEMSİL KRİZİ

01.08.2017
A+
A-
KAMU SENDİKACILIĞINDA TEMSİL KRİZİ

Kamu Sendikacılığının Hali Pür Melali

KAMU SENDİKACILIĞINDA TEMSİL KRİZİ-4-

 

Kamu sendikacılığı çok ciddi bir temsil krizi yaşıyor. Beş milyonu aşkın memuru temsil eden, en çok üyeye sahip olan sendikaların yöneticileri, kamuoyu önünde seviyesiz, saygısız ve kaba bir üslupla tartışmaktan büyük haz duyuyor. Nüfusun dörtte birini kapsayan bir sözleşme sürecine giren, dolayısıyla ağır bir sorumluluk altında olan bu kişiler, tüm memurların hak ve hukuku için güç birliği içinde mücadele etmek yerine, hükümetle yapılacak görüşmeler başlamadan birbirlerine düştüler. Biri diğerine ‘’sen ahlaksızsın’’ derken öteki de dönüp ‘’sen benden daha ahlaksızsın’’ şeklinde mukabelede bulunuyor. Daha önce ruhunu öldürdükleri sendikal mücadeleyi bedenen de toprağa gömmenin telaşı ve çabasındalar.

 

Söz konusu kavga, çalışanların mali, özlük ve sosyal haklarında yapılacak düzeltmelere dair bir kavga değil maalesef. Tamamen çıkar odaklı ve sendikalarını daha da güçlendirme yolları geliştirmeye yönelik bir kavga. Aylar önce başlayan, sözleşme öncesinde hararetlenen tartışmanın daha net olarak anlaşılması için meseleyi tüm yönleriyle değerlendirelim;

 

Her şey Memur Sen-Genel Başkanı Ali Yalçın’ın kendi sendikası dışındaki sendikalara üye olan memurlar ile sendikasız memurların toplu sözleşme getirilerinden yararlanabilmeleri için yetkili sendika olan Memur-Sen’e ‘’dayanışma aidatı’’ ödemelerini talep etmesiyle başladı. Bizim de tepki gösterdiğimiz bu ahlaksız talep Kamu-Sen Başkanı tarafından da sert şekilde eleştirildi. Ali Yalçın’ın, bu teklifi 2005’te yetkili sendika iken ilk olarak Kamu Sen’in yaptığını söylemesiyle, mesele kimin daha ahlaksız olduğu gibi bir seviyeye indirgendi. Kış boyunca tartışma bu düzeysizlikte seyrederken sözleşme öncesi konfederasyonların tekliflerinin açıklanmasıyla, kavga sosyal medya üzerinden tekrar hararetlendi. Ali Yalçın, talebinde değişikliğe gitmiş ve toplu sözleşme ikramiyesinin kendi sendikalarının üyelerine 204 TL, diğer sendikaların üyelerine 102 TL şeklinde ödenmesini açıklamıştı.

 

Bu talebin de tarihsel kökenine inelim;

 

2005 toplu görüşmelerinde Kamu-Sen, görüşmelerin tıkandığı bir noktada Memur-Sen’in de desteğiyle, hükümetten sendika üyelerinin aidatlarını devletin ödemesini talep ediyor. Bu ilginç istek kabul ediliyor ve o tarihten itibaren sendika üyelik aidatları işveren olan devlet tarafından ödenmeye başlıyor. Ancak 2009’da CHP’nin başvurusuyla Anayasa Mahkemesi bu uygulamayı durduruyor. Hükümet de bir müddet sonra anayasal yasaktan kurtulmak için Meclis’ten geçirdiği düzenleme ile ödemenin ismini değiştirerek aidat ödemesine devam ediyor. Bugüne kadar devam eden o uygulamanın yeni adı ‘’toplu sözleşme ikramiyesi’’ oluyor. Yani devlet, memura 3 ayda bir ödeme yapıyor, memur da her ay o parayı sendikasına ödüyor. Sendika aidatını ortalama 20 TL olarak düşünürsek bir üye üç ayda toplam 60 TL aidat ödüyor. Devlet, ikramiye olarak 3 ayda bir 102 TL verdiğinde 60 TL’yi aidat olarak veren üyeye 42 TL kalacak. Memur-Sen başkanının hesabına göre ise kendi üyesi 204 TL aldığında üyesine aylık 144 TL kalacaktır. Yani 100 TL avanta istiyor. Kopan fırtınanın bütün nedeni budur.

 

Memur-Sen ve Kamu-Sen el birliğiyle sendikal örgütlenmenin ve mücadelenin altına dinamit koymuştur. Birbirlerinden zerre miskal farkları yoktur. Yetkiyi ele geçirdikleri anda aynı şeyleri yapacaklarını göstermişlerdir. Şu an yetki Memur-Sen’de ve bu yetkisini, gücünü ranta tahvil etmenin yollarını arıyor. Getirdiği bu teklif açıkça haksız rekabet yaratmaktır, çıkarcılıktır, rantçılıktır. Memur-Sen üyesi olmayı cazip hale getirerek üye sayısını artırmak ve giderek bütün memurları uhdesine alarak diğer sendikaları tamamen bitirme girişimlerinin ön adımlarından biridir. Ali Yalçın, Kamu-Sen başkanı’na ‘’ama sen de talep etmiştin’’ diyerek ahlaki olmayan yaklaşımın denkliğini bize iyi bir şeymiş gibi sunuyor. Oysa çıkar odaklı yaklaşmak ve tek adam olmak hevesi yerine değer merkezli bakabilse ve tüm memurların hakları için sonuna kadar mücadele etme kararlılığıyla yola çıksaydı herkesin takdirini kazanabilirdi. Ancak bu dışlayıcı yaklaşım biçimi ve tekelci sendikacılık anlayışıyla kamu sendikacılığını bitiren adam olarak tarihe geçmek istiyor. Talepleri sendikacılığı güçlendirmeye, yaşatmaya değil öldürmeye yönelik. Gerçek sendikacı, değer üreterek kendisiyle birlikte diğer unsurların da yaşamasını ister, eşitliği, adaleti ortadan kaldırarak kendisi dışındakilerin yok olmasını değil.

 

Vatandaşın ödediği vergilerle üye aidatları ödenen bir sendikanın, kendi üyelerine iki kat ödeme istemesi sendikacılığın yüz karası bir durumdur. O yüzden bu tartışmaların ve seviyesizliğin sona ermesi için sendikal mücadelenin ruhuna aykırı olan üye aidatını devletin ödemesi uygulamasından vazgeçilmelidir. Devlet kamu çalışanlarının işverenidir. Dolayısıyla sendikaların muhatabı devlettir yani mevcut siyasi iktidardır. Görevi bu siyasi iktidarla pazarlık ederek, mücadele ederek hakkını almak olan sendikalar, üye aidatını siyasi iktidardan (işverenden) alırsa nasıl mücadele edebilecektir, nasıl bağımsız kalabilecektir. Sendika aidatını işverenin ödemesi ahlaksızlaştırır ve mali bağımsızlığını kaybeden sendikaları devlete bağımlı hale getirir nitekim getirmiştir de zaten. 2002’de 41 bin üyeye sahipken en büyük rakibinin yerinde saydığı, diğerlerinin ise çok büyük güç kaybına uğradığı yıllar boyunca hükümetin desteğiyle bugün 997 bin üyeye ulaşan bir sendikanın bu güce nasıl ulaştığı izahtan varestedir.

 

Özgür Eğitim-Sen olarak; Her ne isim altında olursa olsun işveren olan devletten, sendikaların üye aidatı almasını reddediyoruz. Her üyenin kendi aidatını kendi kazancıyla ödemesi gerektiğini, bu takdirde kazancına sahip çıkacağını ve sendikasından parasının hesabını soracağını, aynı şekilde üyesinden aidat alan sendikanın da gücünü üyesinden alacağını ve hesabı da üyesine vereceğini dile getiriyoruz. Aidatın devletten alındığı durumda, hesabın da toplu sözleşmelerde devlete ödendiğinin altını çiziyoruz. Ayrıca yetkili sendikanın söz konusu ahlaksız teklifinin kesinlikle reddedilmesini talep ediyor, utanç verici bu teklifin, kabulü halinde gerçek sendikal mücadeleyi bitireceğini tüm çalışanlara hatırlatıyoruz.

 

01.08.2017

Bekir BİRBİÇER

Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.