Özgür Eğitim-Sen

KEMALİZM HAKLI MI ÇIKTI?

27.11.2016
A+
A-
KEMALİZM HAKLI MI ÇIKTI?
 
 
 15 Temmuz’un ardından açığa çıkan garip kafa karışıklıklarına muhatabız. Sırat-ı müstakim şeklinde ele alınan Cumhuriyet pratiğinden savrulma şeklinde değerlendiriliyor gelişmeler. Kemalistler haklı çıktıklarını ifade edip bu iddiayı pekiştirmeye çalışıyorlar. Bir de bu koroya katılan Ahmet Hakan gibi neokemalistler söz konusu. Koro halinde, yaşadığımız 15 Temmuz felaketini fiili olarak Kemalist paradigmanın onaylanması, doğruluğunun teyidi, siyasetinin yerindeliği şeklinde ikrar ediyorlar. 
 
Mevcut siyasal kombinasyonda açığa çıkan fiili ittifakı, koalisyonu eskinin konsolidasyonu şeklinde beyan eden bu aklı evvellere sükûnet çağrısı yapmak, yaşanan hengâmenin şiddetinde aceleyle 15 Temmuz direnişini karanlık bir maziye payanda yapılmasına karşı koymak zaruret halini almıştır. Canlar pahasına elde edilmiş bir zaferin yağmalanmasına, önünün alınarak sorun üretme mekaniğine dönüşmüş bir vesayet sistematiğine bağlanmasına asla rıza gösterilemez. 15 Temmuz’da ihanet şebekelerine iradesini çiğnetmeyen bu Millet’in mücadelesi, punduna getirilip istismar edilmesine sessiz kalınamaz.
 
Türkiye’de yüzeysel bir siyasal analiz bile Türkiye’nin en temel sorunun sistem sorunu olduğunu açıkça ortaya koyar. Sistemin muhayyel arzular uğruna sosyolojiye dönük mühendislik çabalarının ne tür kırılmalar, savrulmalar ve yırtılmalar yarattığı ortada. Toplumun hangi vetirelerden geçtiği malum iken, bugün koro halinde yaşanan elim hadiseden dünün teyidini çıkaranlar sistemin periyodik şekilde bu toplum üzerinde uygulaya geldiği darbe mekaniğini göz ardı ederek ortalıkta dolaşmaları ibretliktir. Her on yılda bir iradesine darbe vurulan, talep ve beklentileri, yönelimi, inanç ve değerleri operasyona uğrayan bu millete tam da zincirlerini koparıp attığı tarihin kırılma anında iki vesayet arasından birincisini kurtuluş olarak dayatanları tarih affetmeyecek, millet unutmayacaktır.
 
Şartların ortaya çıkardığı bu gönülsüz konjonktürel ittifakı Türkiye’nin geleceğine dair mutabakat olarak lanse edenlerin şunu idrak etmeleri zaruridir; Türkiye’de ittifakın nerede olacağı, hangi parametreler etrafında olacağı 15 Temmuz gecesi canlar verilerek ayan beyan ortaya konulmuştur. Nereden ve kimden gelirse gelsin vesayetin olmadığı bir düzenek en temel arzu ve beklenti olarak önümüzdedir.
 
Hal bu iken yaşanan bu elim hadiseden ders çıkarmak, geçmişte yapılmış hatalarla yüzleşmek, sorunların kaynağını irdeleyen bir yaklaşımı benimsemek yerine teolojisi bir cemaat dayanışmasını öngören ve cemaat müntesiplerinin imtiyazlarını tartışma dışı bırakan sistemi sorun etmemek yaşanabilir yarınları kundaklamaktır. Tarihten ders almamaktır, toplumsal hafızayı inkâr etmektir. Yaşadığımız hadise psikolojik dengesi yerinde olmayan bir dini liderin ve efsunlaşan müntesiplerinin akıl-mantık kabul etmeyen bir kalkışması olarak psikolojik bir zemine indirgemek hem FETÖ'yü küçümsemek hem de FETÖ tipi örgütlenmeleri mümkün kılmakta hayli mahir olan arkaik sistemi gözden kaçırmaktır. Sosyolojik analiz indirgemeci yaklaşım üzerinden hadiseyi kestirip atan hazır reçete yerine hadiseyi bütüncül ve derinlikli kavrayan bir mahiyette olmak zorundadır. Meseleyi sulandıran, yüzeyselleştiren, dolayısıyla sebep-sonuç ilişkisini alt-üst eden yaklaşımlar bilinçli veyahut bilinçsiz şekilde millete karşı yapılandırılmış müesses nizamı kayırmaya hatta can çekişen bu yapıyı yeniden diriltmeye çabalamaktalar.
 
Kendimizi kandıramayız, gönüllü bir aldanmaya rıza gösteremeyiz. Türkiye'de bir sistem sorunu vardır. Felsefi dayanakları, siyasal çözümlemesi ve her şeyden önemlisi yüzyıla yaklaşan pratiğiyle göz önünde olunan bu sistemin tıkandığı, sorun ürettiği ve toplumu taşıyamadığı izahtan varestedir. Geldiğimiz noktada yeniyi cesaret ve özgüvenle inşa etmek için seferber olmak var iken dünün işlevsiz sistemine tav olmak kendimizi aşağılamak, verilen şanlı direnişi çürütmek, şehitlerin hatırasına saygısızlık etmektir. Bu işe tav olanların karşısında durmak boynumuzun borcudur, varoluşumuzun gereğidir. Şanlı direnişi gölgelememek, zafer yağmalayıcılarını püskürtmek, hakkı ve adaleti her şeyden aziz bilip üstün tutmak ertelenemez vazifemizdir. Ve bilinmelidir ki vazife başındayız!
 
Abdulbaki DEĞER 
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı
 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.