Özgür Eğitim-Sen

MISIRDA Kİ 529 İDAM KARARINI PROTESTO ETTİK

26.11.2016
A+
A-
MISIRDA Kİ 529 İDAM KARARINI PROTESTO ETTİK
 
 
 Mısır’da aralarında İhvan-ı Müslim’in yönetici ve üyelerinin bulunduğu 529 kişiye verilen idam cezası Ankara’da protesto edildi. Cuma namazı çıkışı Kocatepe Camii’nde bir araya gelen çeşitli sivil toplum kuruluşları, ABD Büyükelçiliği'ne yürüdü.
Ankara'da İnsanlık İçin Sessiz Kalma Platformu ismi altında buluşan Sivil toplum kuruluşu üyeleri, namaz çıkışı Kocatepe Camii avlusunda toplandı. ‘‘Katil darbeci düzenin idam kararları hükümsüzdür’’ pankartı açan grup, kortej eşliğinde ABD Ankara Büyükelçiliği’ne yürüdü. ‘’Türkiye’den Mısır’a direnişe bin selam’’, ‘‘Katil ABD Ortadoğu’dan defol’’, ‘’Sisi Mısır’dan defol’’ gibi sloganlar attı.
Genel Başkanımız Yusuf TANRIVERDİ basın açıklaması yaptı. Tam metni:
2011 yılında Kuzey Afrika’da başlayan halk hareketlerinin en önemli parçalarından birisi olan Mısır’da, küresel ve bölgesel güçlerin manipülasyonuyla eski düzenin yeniden tesis edilmesi için meşru Hükümet ve Cumhurbaşkanı askeri darbe ile yönetimden indirilmişti. Darbeye karşı Adeviye meydanında tarihin en şanlı sivil direnişini sergileyen Mısır halkı, askeri cuntanın yıldırma politikaları, silahlı saldırıları, sınırsız göz altıları, yargısız infazları karşısında meşru pozisyonunu terk etmeden yol almaya devam etmektedir. Son günlerde kamuoyuna da yansıdığı gibi korsan bir mahkeme tarafından 529 kişiye idam cezası verildi.
Mısır’da insanlık tarihi açısından haklı ve haksızın ayan beyan ortaya çıktığı kritik bir zaman kesitindeyiz. Haklı ile haksız arasındaki sınır o kadar belirginleşmiş vaziyettedir ki tarihte Musa ile Firavun’un şahsında ete kemiğe bürünen değerler günümüzde de Mübarek artıkları ile Mısır halkının mücadelesinde somutlaşmaktadır. Egemen dünya sisteminin parlak söylemi bu çetin mücadelede çıkar ve beklentilerin kirli ağlarında can çekişmektedir. Garipler, yetimler, kimsesizler, mazlumlar tarihin ve insanlığın yöneliminin ana ekseninde yer almanın verdiği güçle direnmeye devam etmektedirler. Bu direniş sessizliğe, karartmalara, kapatılmalara, baskılara, şantajlara, ayak oyunlarına kurban edilmek istenmekte ancak zorbaların yüzlerine projeksiyonları tutarak yol almaya devam etmektedir. Tarihin karanlık sayfalarına adı kazınan Mübarek artıkları, Suudiler, işbirlikçi Arap ülkeleri ile AB ve ABD gibi küresel güçler yuvarlandıkları ilkesizlik batağında her gün biraz daha batmaktadırlar.
Mısır’ın otoriter, despot yönetimi altında yüzyıllık bir birikim ile toplum dönüştürücü, sistem dönüştürücü bir işlev gören İhvan Hareketi, güç ve çıkar şebekelerinin koalisyonu karşısında siyasi iktidarını yitirmiş gözükmektedir. Ancak bu yenilgi, toplumsal meşruiyetini genişleten şanlı yenilgidir. İçinde zaferler taşıyan, zaferlerin tohumlarını büyüten bir yenilgidir bu. Binlerce şehidin mücadelesi ile bugünlere gelen Mısırdaki hatta neredeyse tüm İslam dünyasındaki destansı mücadele dalgasını ne Mübarek artıklarının yıkılması mukadder darbeleri ne de insani değerler ile kamufle edilmiş köhnemiş uluslararası düzenin çarkları kırabilecektir.
Güç ve çıkar şebekelerinin değil toplumun kendisine, değerlerine, talep ve beklentilerine yaslanan bir hareketin onurlu direnişi, kendi mazlum mensuplarının insaniliğini derinleştirirken karşıtlarının da insandışılıklarını biraz daha görünür kılmaktadır. Mübarek artıklarının ne tür bir bataklıkta debelendiklerini, ne tür aşağılık eylemlerin girdabında boy gösterdiklerini onurlu duruşu ile belgeleyen Mısır halkı, kendisine yönelik yok etme, insandışılaştırma, terörize etme siyasetini boşa çıkartmakta, darbecilerin ve yandaşlarının gayrı meşru pozisyonunu belgelemektedir. Bu duruşla belgelenen, darbeciliğin aşağılık karakteridir. Bu duruşla belgelenen, kendi halkına zulmedenlerin tedavi edilemeyen trajedisidir. Bu duruşla belgelenen, kirli ittifakların manevi ağırlığıdır. Bu duruşla belgelenen, zulüm ve şiddetin kasvetli havasıdır. Bu duruşla belgelenen, ihtiraslarına kurban olmanın kahredici çelişkisidir. Bu duruşla belgelenen, iktidar hırsının getirdiği yozlaşmışlıktır. Bu duruşla belgelenen, hırsları için kendi kardeşlerini ve vatanlarını ateşe veren gözü dönmüşlerin yabancılaşmışlığıdır. Bu duruşla belgelenen, haklı mazlumların güçlü despotların yüreklerine saldığı korkudur. Korku arttıkça mazlumlara uygulanan şiddet artacaktır. Ancak bu içinden çıkılmaz bir paradokstur. Şiddet artıkça korku artacak, korku arttıkça daha kontrolsüz hale gelecek şiddet. Ancak, şiddetin artması tarihin hiçbir döneminde mazlumların yükselen feryatlarını bastırmamış tam tersine zorbaların sonunu getirmiştir.
Mısır’ın zindanlarına kapatılan, korsan mahkemelerinde kalemleri kırılan, Adeviye başta olmak üzere pek çok meydanında insanlığın izzetini ve şerefini bayraklaştırırken üzerlerine ölüm yağdırılan insanların sessiz yürüyüşleri devam edecektir. İstikballerini,  tarihi ve toplumu paranteze alarak kurmayı düşünen zavallılar için 529 kişinin idam kararı, hazin bitişin ileri bir aşaması olabilir ancak. Topluma, toplumun tarihine, değerlerine, insanların çarpıtılması mümkün olmayan vicdanlarına dayanan bir hareket baskı, şiddet, korku çemberinde nasıl eritilebilir? Tehdit, şantaj, yıldırma politikaları ile nasıl esarete rıza gösterir bir hale sokulabilir? Bu dünya, fantezilerini yüksek bedellerle karşılamaya çalışan eli kanlı diktatörleri çok gördü. Onuru ve şerefi ile var olmayı, adalet ve özgürlük cephesinde bulunmayı her şeyden aziz bilen insanların Mübarek artıklarının ve süfli işbirlikçilerinin tehditlerine pabuç bırakması elbette mümkün değildir.
Türkiye ve dünyanın pek çok yerinde 529 kişinin idam edilmesine dönük tepkilere yakından bakıldığında bunun kimsesiz, güçsüz, çaresiz insanlara sahip çıkma lütufkarlığından ileri gelmediği görülecektir. Bu hadiseye karşı gelen insanlar, kendi insanlıklarına, insani değerlerine, hak, adalet ve özgürlüklerine sahip çıkmaktadırlar. Aslında Mısır’da idama mahkum edilenler dahil olmak üzere şanlı direnişin tüm bileşenleri var olmalarının ağır sorumluluğunu üstlenmekten başka bir şey yapmamaktadırlar. Aynı zaman da bu insanlar,küresel ve bölgesel güçlerin yanında yeryüzündeki milyonlarca erkek ve kadını, insani değerler üzerinden üstlenmeleri gereken sorumluluğu taşıyıp taşımayacakları noktasında zor bir sınava tabi tutmaktadırlar. O nedenle 529 kişinin idam kararına yükseltilen itiraz Mısır’daki zulme dönük bir karşı çıkışın yanında daha çok kendi insanlığımızın ölmediğine ilişkin bir haykırış anlamına gelmektedir.Çünkü Mısır’da ve şüphesiz bugün dünyanın pek çok yerinde insanlığın kendisine dönük girişilen bir kıyım ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla ezilen, horlanan, dışlanan, baskılanan ve yok edilen ve edilmek istenenlere gösterdiğimiz ilgi varoluşumuzun ağır sorumluluğunu kabullenmek ve üstlenmekten başka bir şey değildir. Evet 529 kişi idam edilmemelidir. Aksi takdirde can verecek 529 kişinin yanına insanlığını kaybeden milyarlarca yaratığı da kaydetmemiz gerekecek.
Akçam ise Abdi İpekçi parkındaki etkinlikte Genel Başkanımız bir konuşma yaptı.
İmzacı Kurumlar;
Akabe Derneği, Akıncılar Derneği, Ankara Eğitim Bir-sen 1 Nolu Şube, Başkent Kadın Platformu Derneği, Çatı-Der, Hak-İş Konfederasyonu, İlkder, İlim Yayma Cemiyeti, İnfak Vakfı, İmam Hatipliler Platformu, MAZLUMDER, Memur-Sen Ankara İl Başkanlığı, Nene Hatun Derneği, Özgür-Der, Özgür Eğitim-Sen, Server Vakfı, Şehir ve Medeniyet Derneği, Ümran Hareketi, Vahdet Vakfı. 
 
 
 
 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.