Özgür Eğitim-Sen

ÖĞRETMENLER GÜNÜ KİMİN?

26.11.2016
A+
A-
ÖĞRETMENLER GÜNÜ KİMİN?
 
 
 
Özgür Eğitim-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Ali Aydın'ın 26.11.2014 tarihli Yenişafak gazetesinde yayımlanan yazısı. 
 
 
İki şiir, bir nutuk ile Öğretmenler Günü kutlaması, icrası, içeriği ve manasızlığı itibariyle öğretmenlere verilen bir değerin değil aksine sistem içerisindeki değersizleştirilmiş konumlarının hazin bir göstergesi niteliğindedir. Bu gün vesile edilerek yapılan tüm kutlama programlarında öğretmenin eğretiliği o kadar açık ki adeta öğretmen, kutlamanın hizmet ettiği gayeye yalnızca isim hakkını vererek iştirak ettirilmiş.
 
 
Bir 24 Kasım da geldi geçti.  24 Kasım ‘Öğretmenler Günü’,  öğretmenler düşünülerek, onların emek ve çabalarını, gayret ve azimlerini saygıyla onurlandırmak için mi tahsis edilmiş?
 
Öğretmenler Günü kutlaması ne demek? Biz bu günde neyi kutluyoruz? Peki, Öğretmenler Günü olarak anılan bu gün, sahiden öğretmenlerin mi? Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Bu düşüncemi doğrulayan yeterli bilgi ve belgeye de sahip olduğumuz kanaatindeyim. 
Kesin kanaatimi başta söyleyeyim:  ‘Öğretmenler Günü’ olarak bilinen bu gün bir manipülasyonun eseridir. Öyle bir manipülasyon ki halkın öğretmene, eğitimciye verdiği değer üzerinden tüm ülkeye Latin alfabesinin kabulü kutlatılmaktadır. Bu ülkede hiç kimseye Kur’an harflerini terk ettiğimiz günü kutlatamazsınız! Ama kamufle ederek, hem de bu kamuflaja öğretmenleri alet ederek bir kutlama havası yaratabilirsiniz. Dolayısıyla Latin alfabesinin kabulü ile bu ülkenin medeniyet birikimini bilinçten silme teşebbüsünün öğretmenler araçsallaştırılarak  ‘Öğretmenler Günü’ güzel adlandırması yoluyla tüm memlekette kutlatılması durumu ile karşı karşıyayız. 
 
     
Bu günün hem temellendirildiği tarihsel arka plan hem  ‘Kutla !’ mantığı ile dayatıldığı 12 Eylül hem de öğretmenlerin içinde bulundukları aktüel durum bize çok şey anlatıyor. Madem konu öğretmenler ve onlara ait olduğu iddia edilen bir gün, o zaman meseleyi kaynağından öğrenmeye çalışalım. Milli Eğitim Bakanlığı kendi internet sitesinde 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün tarihçesini hiçbir yanlış anlamaya mahal bırakmayacak bir biçimde özetlemiş.
 
 
 
“ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜN KISA TARİHÇESİ”
Bu başlıkta ilgili bölümde kelimesi kelimesine şunları anlatıyor: “Kurtuluş Savaşı’nı kazandıktan sonra, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i kuran Ulu Önder Atatürk, askeri ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yenilikler yapmıştır. Bu yeniliklerden biri de, 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan 1353 sayılı kanunla, Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabulü olmuştur. Bu tarihten itibaren yeni harflerin öğrenilmesi ve okuryazar sayısının artırılması konusunda büyük bir seferberlik başlatılmıştır. 24 Kasım 1928 tarihinde açılan Millet Mekteplerinde yaşlı, genç, çocuk, kadın demeden herkese yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir. Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.”  
 
Siz bu özette öğretmene rastladınız mı? Öğretmenlik mesleği ile alfabe kabulünün ne alakası var? Öğretmene, askeri cunta bir gün armağan (!) etmeye kalkarsa seçeceği tarih de ancak bu olur işte? 
 
 
İsmet İnönü Milli Eğitim Bakanlığı’ndan daha açık sözlü olduğu için sözü edilen Latin alfabesinin tercih edilme gayesini Hatıralar’ında şöyle anlatıyor:
 “Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.”  (İnönü, Hatıralar, C.2, sf. 223)
 
 
 
GÜVEN DUYULAN MESLEK
 
Cemil Meriç yıllar sonra bu trajediyi şöyle özetlemişti: “Münevvere kelimelerde dahi tahammül edemediler. Hakikatte dil davası yok. Türk insanın hafızasının iğdiş edilmesi var.” Prof. Dr. Mehmet Çelik ise trajedinin geldiği son noktayı, “Yeryüzünde dedesinin mezar taşını okuyamayan tek millet biziz.” diyerek betimliyor. Tüm bu geçmişi unutup ‘bir an için’ bu günün öğretmene verilen bir değeri yansıttığını varsaysak bile, bu sefer de bu kanaatimizi mevcut durum doğrulamıyor.
 
Eğitim sistemimizde, hiyerarşi ilişkisinde en zayıf halka konumundaki öğretmenler, çalıştıkları kurumlarda tutsak. ALO 147 gibi bir hat ile öğrenci ve veli muhbir kılınmış, öğretmenlik bugün güven duyulan meslekten ihbar edilen mesleğe tenzil etmiş, öğretmen görevi başında tartaklanan, kurşunlanan şimdiki zaman koşullarına mahkûm edilmiştir. Bu şartlarda da öğretmenler açısından ‘kutlama yapmak’ abestir.
İki şiir, bir nutuk ile Öğretmenler Günü kutlaması, icrası, içeriği ve manasızlığı itibariyle öğretmenlere verilen bir değerin değil aksine sistem içerisindeki değersizleştirilmiş konumlarının hazin bir göstergesi niteliğindedir. Bu gün vesile edilerek yapılan tüm kutlama programlarında öğretmenin eğretiliği o kadar açık ki adeta öğretmen, kutlamanın hizmet ettiği gayeye yalnızca isim hakkını vererek iştirak ettirilmiş. 
 
 
 
ALTERNATİF BİR GÜN
 
Bence medeniyet tarihimiz içerisinde öğretmene tahsis edilecek onlarca alternatif gün bulunabilir. Bakanlık bir eğitim şurasında bu tarihin tespitini eğitimcilerle birlikte yapabilir. Eğer böyle bir tespit yapılırsa o günün hatta haftanın hem öğretmenlerin saygı ile anılmasına hem de öğretmenlerimizin ve eğitim sistemimizin sorunlarının konuşulmasına, değerlendirilmesine ve tüm ülkede dolu dolu bir eğitim gündeminin oluşmasına vesile olunabilir.    
 
Bu vesileyle bu günü evveliyatına da cunta tarafından tayinine de itiraz ederek kuruluşundan bugüne kutlamayan tek eğitim sendikası olan Özgür Eğitim-Sen’e teşekkür ediyorum. 
 
Ali AYDIN                              
 
Özgür Eğitim-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.