Özgür Eğitim-Sen

Sayın Bakan, mülakatın savunulacak bir tarafı yok!

08.11.2016
A+
A-
Sayın Bakan, mülakatın savunulacak bir tarafı yok!

YÖK’te, MEB Bakanı Yılmaz, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç ve üniversitelerin eğitim, eğitim bilimleri fakültelerinin dekan ve dekan yardımcılarının katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantıda MEB Bakanı İsmet Yılmaz mülakat tartışmasına ilişkin “Millî eğitimin temel kanununda öğretmenlerin göreve alınırken mülakat yapılacağı yazılı. Dolayısıyla hiç olamayan bir şey değil. Olanı biz uygulamaya koyduk “ dedi.

 

Mevcut duruma ilişkin eleştirileri yapan MEB Bakanı İsmet Yılmaz 14 yıldır iktidarda olan bir partinin mensubu gibi değil de bugün iktidara gelmiş bir Hükümet’in  Bakan’ı gibi konuşuyor. Bu açıdan konuşma, Hükümet’in bir eğitim politikasının olmadığının ispatı niteliğindedir. Nitekim Erdoğan’ın “eğitim alanında başarısızız” açıklaması da durumu teyit ediyor. Uygulanan mülakat sınavının savunusunu MEB Bakanı’nın bu şekilde yapıyor oluşu vahimdir. Zira Bakan’ın atıf yaptığı kanun, ilgili maddeye 2014 yılında eklenen bir ek fıkradan ibaret. Kanunda mülakatın yapılacağı konu başlıklarına dikkat edilirse öğretmene ilişkin sistemin zaafiyetle malul olduğu görülecektir.

 

Eğitim fakültelerinde öğretmen olmaya dönük eğitim vereceksin, insanlara diploma vereceksin, merkezî sınava tabi tutacaksın, ardından alan sınavına sokacaksın. Bütün bu süreç boyunca kimin öğretmen olup olmadığını tespit edemeyeceksin; ancak 10 dakikalık mülakat sınavıyla kâşif edasıyla kimin öğretmen olup olmadığını tespit edeceksin! Şayet bu 10 dakikalık mülakat gerçekten isabetli bir ölçek ise o zaman merkezî sınava, alan sınavına ne gerek var? Yok, içinden geçmekte olduğumuz olağanüstü koşullar hasebiyle güvenlik algılaması üzerinden yapılıyorsa bu da vahim bir durumdur. Zira güvenlik soruşturmasını yürütecek mekanizma emniyet ve istihbarat birimleridir. MEB teşkilatının bu işlere bulaşması, ilgi ve görev kayması yaşamasıdır.

 

Bürokratik geleneğimizde mülakatın keyfilik, iltimas ile ilintili olduğu ortadadır. Bu durumu görmezden gelerek mülakatı öğretmenin niteliğine ilişkin bir çözüm aracı olarak görmek kaş yaparken göz çıkarmaktır.

 

Nesnel, güvenilir olmayan bir ölçütü kanuna koymak yanlış olduğu gibi kanunda yer alıyor diye uygulamaya koymak daha büyük bir yanlıştır. Yapılması gereken mağduriyet ve adaletsizlik doğuran bu uygulamayı kaldırmaktır. Sistemdeki yapısal problemi hak ve adalet üzerinden çözüme kavuşturmak yerine derinleştirmek, içinden çıkılmaz bir hâle sokmak MEB’i şaibe altına soktuğu gibi memleketin eğitim ve öğretmen kalitesine de ağır bir darbe indirmektedir.

 

Bu açıdan Özgür Eğitim-Sen olarak MEB Bakanı’nın yapmış olduğu değerlendirmeyi izaha muhtaç buluyoruz. MEB Bakanı’nın eğitimin ve öğretmenin niteliğine ilişkin yapacağı en öncelikli iş, iş ve işlemlerin hak ve adalet ölçüsünde yürütülmesidir. Mevcut mevzuat bunu karşılıyorsa uygulaması, sıkıntı doğuruyorsa değişimine ön ayak olmasıdır. Mevcut kanunu ileri sürerek kamu vicdanını rahatsız edecek uygulamalara yol verilmesi uygulamayı kendi başına temize çıkaran bir gerekçe olmadığı gibi bizzat Sayın Bakan’ın açıkladığı öğretmen vizyonunu da daha baştan hükümsüz kılmaktadır.

 

01.10.2016

Ali AYDIN

 

Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.