Özgür Eğitim-Sen

Şifre METEKSAN, sorun ÖSYM

25.11.2016
A+
A-
Şifre METEKSAN, sorun ÖSYM
 
 
 Yusuf TANRIVERDİ
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı
 
ÖSYM Başkanı derhal üniversitelerden, konunun uzmanlarından yardım almalıdır. Elindeki kadronun yetersizliği ortadadır. Bunda diretmek ne Başkan Ali Demir’e, ne de ÖSYM’ye bir fayda sağlayacaktır.
 
Seçim sürecinin yaklaşması bile ÖSYM skandalını geri plana itemedi. Aylardır ÖSYM ve yaptığı sınavlar gündemimizde. Her geçen gün yeni iddialar ortaya çıkıyor. Alo ÖSYM hattı oldukça yoğun. Sürekli adaylar aranıp, puanların yanlış hesaplandığını ve yeni puanlarını adaylara iletiyor. ÖSYM cevap kâğıtlarını yayınlıyor, bakıyorsunuz cevap kâğıdı bomboş olan öğrencinin dört yüzün üstünde puanı var. Ya da aynı adaya hem aşamayı geçtiği hem de geçemediğini bildiren iki ayrı yazı gidiyor. Bir öğrenci hiç cevaplamadığı fen bilimleri bölümünden 6 yanlışının olduğunu görüyor. Özürlü bir vatandaş sınavının iptal edildiğini öğreniyor soluğu mahkeme kapısında alıyor. Puanlarının yanlış hesaplandığı gerekçesiyle yirmi binin üzerinde öğrenci müracaatta bulunuyor.
 
Puanların eksik hesaplandığı yerde fazla hesaplamanın da olacağını düşünmek gerekir. Eksiğin olduğu yerde fazla da vardır. Puanı eksik hesaplananların itirazından durumlarını anlıyoruz, ama puanları fazla hesaplananların durumunu maalesef bilemiyoruz. Puanlar yeniden hesaplanıyor ve düzeltiliyor ama sıralama değişmiyor. Eğer bir öğrencinin puanı eksik hesaplanmış ve yükseltilmişse tüm öğrencilerin yüzdelik puanların da yeniden düzenlenmesi gerekir. Bu yapılmıyor.
 
ŞİFRE VAR! ŞİFRE YOK!
 
ÖSYM Başkanı Ali Bey önce şifrelerin varlığını kabul ediyor. Mahkemede ise şifreyi reddediyor bir sistem hatasından bahsediyor.
 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı YGS ile ilgili soruşturmasını tamamlayarak “suç unsuruna rastlanmadı davaya gerek yok” diyerek takipsizlik kararı verdi. Başsavcılık ÖSYM Başkanı Ali Demir hakkında ise görevinde ihmal nedeniyle soruşturma izni istedi.
 
Doğrusu bu karar beklediğimiz bir karardı. Sınav esnasında öğrencilerin var olan şifreleri görüp ona göre kodlama yapması bizce de çok mümkün gözükmüyordu. Savcılığında bu durumu göz önünde bulundurarak bir karar vereceğini bekliyorduk. Ancak ortada o kadar çok iddia ve skandal düzeyinde sorun var ki savcılığın bunları görmezden gelmemesi ve Ali Demir hakkında soruşturma istemesi ortadaki var olan iddiaların geçiştirilecek türden olmadığını da göstermiş oldu.
 
MEB, YÖK NEDEN SUSKUN?
 
ÖSYM ile ilişkisi olan iki kurumun sessizliğini anlamak mümkün değil. ÖSYM’nin statüsü değiştirilerek tamam özerkleştirildi. Ancak MEB ve YÖK’ü ÖSYM konusunda tamamen yetkisiz ve ilgisiz kılmasa gerekir bu özerklik. Anayasaya göre MEB ülkedeki tüm eğitim kurumlarından olduğu gibi YÖK’ten ve ÖSYM’den de sorumludur. YÖK’te ÖSYM’den sorumludur. Özerklik bu realiteyi ortadan kaldırmıyor. Buna rağmen MEB ve YÖK’ün suskunluğu ve konuya direkt müdahil olmamasının konunun iktidarla ilişkisi nedeniyle mi olduğu sorusu akla geliyor.
 
Doğrusu ÖSYM bir özeleştiri yapabilirdi. Ancak buna yanaşmadıkları gibi son tavırlarıyla da eleştiri olarak ne gelirse gelsin reddetme tavrına döndükleri gözüküyor. Ama bu tavır ÖSYM’yi kurtaracak ve kamuoyunda oluşan güvensizliği giderecek bir tavır değildir.
 
KAMUOYU ÖSYM’YE GÜVENMİYOR!
 
Metro Poll araştırma şirketi yaptığı araştırmayı paylaştı. Prof. Dr. Özer SENCAR, Prof. Dr. İhsan DAĞI, Prof. Dr. Doğu ERGİL, Dr. Sıtkı YILDIZ ve Dr. Vahap COŞKUN’dan oluşan araştırma grubunun, “yönetici özeti” şöyle: “Son bir yılda ÖSYM tarafından yapılan sınavlarda sürekli olarak sorunlarla karşılaşılmıştır. Özellikle son yapılan YGS’de ortaya çıkan olaylar toplumun büyük kesiminin tepkisini çekmiştir ve halen sorun devam etmektedir.”
 
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve kimi Bakanlar “tatmin olduk” dese de bu araştırmaya göre kamuoyunun ÖSYM sınavlarının güvenliği konusunda tatmin olmadığı çok açık ortadadır. Merak edenler şirketin yayımladığı araştırma sonucuna bakabilirler.
 
Yine Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinin sınavı detaylı bir şekilde inceleyerek kurul kararıyla rapor hazırlayıp sunuyor. Bu raporda sınavın bilimsellikten oldukça uzak olduğunu belirtiyor.
 
ÖSYM DEĞİŞEN YASASINDAN HABERDAR MI?
 
Ortada bir gerçeklik var. O da ÖSYM’nin ciddi bir sorun yumağına dönüşmüş olmasıdır. Kuyruğu dik tutma çabasıyla bu gerçek geçiştirilemez. ÖSYM Başkanı ve kadrosu kurum içinde her ne yapmak istiyorlarsa yapamadıkları ve bunu ellerine yüzlerine bulaştırdıkları aşikârdır ki bu gerçek Başbakan Erdoğan tarafından dile getirilmiştir.
 
Hem de öyle bir ele yüze bulaştırma ki kurum kendini bile doğru tanıtamıyor. Kurumun dışa açık yüzü olan web sitesinden bile haberi yok. 17 Şubat 2011’de kabul edilen ve 3 Mart 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren yeni yasa, ÖSYM’yi özerk bir yapıya dönüştürdü. ÖSYM acaba yasasının değiştiğini biliyor mu? ÖSYM sitesine girip bir inceleme yaptığınızda yasalarının değiştiğinden haberleri olmadığı kanısına varacaksınız. Örneğin siteye girdiğiniz de “ÖSYM Örgütü, doğrudan yükseköğretime bağlı bir kuruluştur. ÖSYM Başkanı, YÖK Başkanı tarafından atanır” yazıyor. Hal bu ki yeni yasaya göre: “ÖSYM özerk bir kuruluştur. Başkan, devlet üniversitelerinde görev yapan profesör unvanına sahip öğretim üyelerinden, Yükseköğretim Kurulu’nun önereceği üç aday arasından müşterek kararname ile dört yıllığına atanır. Süresi dolan başkan, bir defaya mahsus olmak üzere yeniden atanabilir” diyor. Başkan Ali Demirinde üçlü kararnameyle atandığını da belirtmek gerekir.
 
Yasa değişeli dört ay olmasına rağmen ÖSYM’nin görünen yüzü olan Web sitesine bu ilgisizliğini, laçkalığını neyle açıklamak gerekir? Kendi yasasından ve sitesinden haberi olmayan bir ÖSYM’nin sınavlar konusunda beceri ve titizliğinden ne kadar bahsedilebilinir?
 
Önümüzde yeni sınavlar var. Öğrenciler tedirgin durumdalar. Ne olacağı konusu kafalarda pek çok soru bırakıyor. Bu sorular sınava girecek öğrencilerde çok ciddi psikolojik sorunlara yol açıyor. Onca yıllık emek ve çabamız boşa mı gidecek? Bir “sistem hatasıyla” haklarımız gasp mı edilecek?  Bu sorular sınava girecek öğrencilerin zihinlerini bulandırıyor.
 
ÖSYM ÇÖZÜLMESİ GEREKEN SORUN!
 
Milyonlarca gencimizin geleceğini belirlemeyi elinde tutan bir kurumun bu kadar hatalar yapması normal görülemez ve kabul edilemez bir durumdur. Bu durumdan derhal çıkmanın acil yolları aranmalıdır.
 
ÖSYM’nin, Meteksan’la ilişkisine ya da ilişkisizliğine müdahale edilmelidir. Kim kimi yönlendiriyor, kim kimi kontrol ediyor belirlenmelidir.
 
ÖSYM Başkanı derhal üniversitelerden, konunun uzmanlarından yardım almalıdır. Elindeki kadronun yetersizliği ortadadır. Bunda diretmek ne Başkan Ali Demir’e, ne de ÖSYM’ye bir fayda sağlayacaktır.
 
Asıl zararı görenler ve mağdur olanlarsa sınava giren öğrencilerimiz olmaktadır. Ortaya çıkan bu sonuçtan başta İktidar olmak üzere, ÖSYM, MEB ve YÖK birlikte sorumludur. Sorumlular susarak ya da kaçarak sorumluluktan kurtulamazlar. Daha vahim süreçlerin ve olayların yaşanmaması için ÖSYM’ye ciddi şekilde el atılmalıdır. Mesele Ali gitsin Veli gelsin meselesi değildir. Bununla da çözülecek değildir. Ortada kocaman bir kurumsal sorun durmaktadır ve bu sorun acil müdahale beklemektedir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.