Özgür Eğitim-Sen

TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU KALDIRILSIN

26.11.2016
A+
A-
TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU KALDIRILSIN
 
 
 
MAZLUMDER, 2014 yılı itibari ile eğitimdeki devlet tekeline son vererek, toplumun kendi alternatiflerini geliştirebilmesinin önünü açmak amacıyla başlattığı “Tevhid-i Tedrisat Kanunu Kaldırılsın” kampanyası kapsamında yasanın tartışıldığı “Tektipleştiren Eğitime Hayır” panelini düzenledi. 
 
Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Topkapı Yerleşkesi’nde, 3 Mart Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul yıldönümü dolayısıyla gerçekleştirilen ve MAZLUMDER’in şube başkanları ile GYK üyelerinin de katıldığı panel MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal’ın açılış konuşması ile başladı.
 
Panele Özgür Eğitim-Sen’i temsilen Genel Örgütlenme Sekreterimiz Ali Aydın konuşmacı olarak katıldı. 
 
Ali Aydın konuşmasına Özgür Eğitim-Sen’in kuruluşundan bugüne, eğitimde devlet tekeline son verilsin dediğini, eğitim sisteminin yapısal sorunlarına işaret ederek paradigma değişikliğini savunduğunu ve bu hususta “asil bir yalnızlık” içinde bulunduğunu hatırlatarak başladı. Mazlumder’in “Tevhid-i Tedrisat kanunu kaldırılsın” diyerek başlatmış olduğu kampanyayı bu sebepten ötürü anlamlı bulduklarını ve desteklediklerini bu tür yapısal sorunların dillendirilmesi noktasında sivil toplum örgütlerinin inisiyatif almaya başlamasının kendilerini sevindirdiğini söyledi.
 
 
Türkiye’de eğitim tartışmalarında bir düzey problemi olduğunu belirten Aydın, “Maalesef Osmanlı’nın son döneminde aydınlar arasında cereyan eden eğitim tartışmalarının düzeyini ülke olarak hâlâ yakalayamadık. Yüz sene önce Ziya Gökalp ile Satı Bey arasında geçen eğitim tartışmalarına baktığımızda, içinde bulunduğumuz hafıza ve seviye kaybına hayıflanmamak elde değil.” dedi.
 
 
Tevhid-i Tedrisat’ın yedi maddeden oluşan bir kanun olduğunu belirten Ali Aydın, lafzından ziyade kanunun yaslanmış olduğu zihniyet ve gaye edindiği hedefler ile birlikte düşünüldüğünde ancak anlamlı bir analizin yapılabileceğini söyledi. Ali Aydın devamla şunları söyledi: 
 
“Tevhid-i Tedrisat’a ne adına ve niçin hayır dendiğinin net bir karşılığının zihinlerde olması gerekir. Modernliğin varsayım ve kabullerini tartışmaya açmaksızın salt ideoloji ve içerik eleştirisi üzerinden tek tipçi eğitime karşı olunamaz. Kemalizm eleştirisi yapmak bir noktaya kadar durumu betimlemenize yardımcı olabilir; lakin siz bu eleştiriyi başka bir ideoloji adına yaparak kendi Tevhid- Tedrisat’ınızın özlemi içerisindeyseniz bunun esastan bir eleştiri olmayacağını fark etmeniz gerekir. Modernliğin ve Pozitivist, Aydınlanmacı zihniyetin epistemolojik kabullerini tartışarak ve onun paradigmasının dışında düşünerek anlamlı bir noktaya gelinebilinir.
 
Devletin eğitimi kendi tekeline alarak aslında bilginin, onun üretimini ve aktarımını tekeline almıştır. Bunun yaslandığı zihnin kabulleri ise kısaca şudur:
·         Hakikat tektir.
·         Bu hakikat bizim elimizdedir.
·         Bize düşen bu hakikati, bu hakikatten nasibini almamış olanlara aktarmaktır. Bunu istemeseler dahi gerekirse zorla bunu yapmak vazifemizdir. 
 
Böyle bir bakış kendi bilgisini yegâne meşru bilgi kılarken, dışarıda bıraktığı bilgi ve o bilginin sahiplerini gayr-i meşru bir noktada konumlandırmıştır.”
 
Ali Aydın, zorunlu eğitimin iki yüzyıllık geçmişindeki amaçlılığında bugün için zerre miktarda bir farklılaşma olmadığını belirterek, eğitimin mevcut formunu veri olarak alıp yaslandığı paradigmayı sorgulamaksızın anlamlı bir neticenin ortaya çıkmayacağını söyledi.
 
Panel, katılımcıların sorularının cevaplandırılması ile son buldu. 
 
 
 
 
 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.