Özgür Eğitim-Sen

TEVHİD-İ TEDRİSAT VESAYETTİR!

27.11.2016
A+
A-
TEVHİD-İ TEDRİSAT VESAYETTİR!
 
 
 Türkiye'de Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na ilişkin sahiplenme ve karşı çıkış ilginç bir şekilde garip bir takıntı, boş bir fantezi şeklinde ele alınıyor. Kanunun neye tekabül ettiğine dair insanların ya gerçekten fikirleri yok veyahut kanunun etki ettiği alana dair bir tasavvurları mevzubahis değil. Aksi bir durumda yani kanunun tekabül ettiği şey ve kanunun cari olduğu alana ilişkin iyi-kötü bir tasavvurun olması vaveyla kopartmaya yeterdi. Ortada bir vaveyla olmadığına göre o zaman yakıcı tespitimizi yapmakta bir beis yok: Türkiye'de devletin egemenlik geleneğine sadakatle bağlı bir takım unsurlar haricinde kimsenin Tevhidi Tedrisat Kanunu'nun karşılık geldiği şeyi anladığını düşünmüyorum. İkinci olan husus kanunun tekabül ettiği alana dair de kimsenin klişelerden öte bir bilgisi, fehmi ve tasavvuru yok. O halde manzaranın yakıcılık kesp ettiği bu kritik eşikte körler diyarında görmenin arıza çıkartması gibi arıza çıkarttığımızın farkındayım. Lakin gören gözün hakkını vermek de nimete karşı şükran kabilindendir. Yapacak bir şey yok.
 
1924 yılında kabul edilen kanun, çoğunluğun ele aldığı gibi dönemin iktidar seçkinlerinin fantastik bir hamlesi değildi. Tam tersine toplumsal bir mühendisliği hedefleyen stratejik bir hamle olarak hayata geçirildi. Sosyal-kültürel müktesebatın tasfiyesi ve muhayyel olanın bir bileşeni olarak konumlandırılan bu kanun, kendisiyle beraber hayata geçen ve ardından eklemlenen diğer düzenlemelerle verili olanın can evini tahrip etmeyi hedefleyen ideolojik-politik bir hamleydi. Teknik bir düzenlemenin ötesinde geniş çaplı mühendisliğin temel aparatlarından biriydi.
 
Tevhid-i Tedrisat topluma doğrultulmuş bir namludur!
 
Bu açıdan Tevhid-i Tedrisat, toplumu kapatmaya ve ideolojik-politik arzular üzerinden ameliyat masasına yatırma girişimidir, varlığı ve amacı buna dönüktür. Milletin varlığına, müktesebatına çevrilmiş bir namludur bu kanun. Geçmişi kazıma, hafızayı boşaltma, kültürün doğal akışını bozma ve tekele alınan ideolojik-politik istasyonlar üzerinden yeni olanı yükleme sistematiğini ayakta tutan dayanaktır. Bilgi tekelini oluşturma ve epistemik olanın meşruiyetini tayin etme yetkisini devlete aktaran yapısıyla da ayrıca hayati önemdedir.
 
Bu aracın yarattığı açmazlar karşısında toplumun ne tür bedeller ödediği, bu iktidar temelli stratejiye karşı hangi kaçamak taktiklerle nefes almaya çalıştığı, kendi sosyal-siyasal aidiyetini ve varlığını kurma ve savunma süreçlerinde ne tür bir haklı “kurucu dış” işlevi gördüğü açıktır.
 
Dolayısıyla bu kanunun patentinin hangi zihinsel-siyasal koda ve meşruiyet zeminin hangi felsefi-epistemik paradigmaya ait olduğu kalıcı bellekte kazılıyken,
 
Araçların, düzeneklerin onları kullanan aktörlerin iyi niyet ve beklentilerinden bağımsız olarak hayat buldukları atmosferin ruhunu, dokusunu taşımaya devam edeceği bilinmekte iken,
 
Hâsılı kelam, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son dönemlerde ısrarla dile getirdiği “eğitim ve kültür alanında başarısızız” vurguları hilaf-ı hakikat değilken, bu hakikatin gereklerine uygun bir konumlanış, arayış, çaba, emek ve gayret yerine vesayeti tesis eden yapıya göz kırpmak olacak iş değil.
 
Tevhid-i Tedrisat'ı tasfiyeye mecburuz
 
Meseleyi kuru bir retorikle halledeceğini sanmak, anlık ve mevcudun restorasyonuna odaklanmış girişimlerin derde deva olacağını düşünmek akla ziyandır. Son dönemlerde yaşanan siyasal gelişmelerin kıskacında sorunu bir asayiş veyahut kendisi için kullanışlı bir imkân olarak görme kolaycılığına kapılmamak gerekiyor. Her gün yeni siyasi badireler atlatıyoruz. Her gün nev-zuhur gelişmeler, fitne ve şer odakları gündemi işgal edebilir.Türkiye'nin bugününde ve yarınında kurucu bir irade olmak, bu toplumun akıl, gönül ve ruh coğrafyasının şekillenmesinde rol almak ancak ilke ve değerleri gözeterek ülkenin müktesebatıyla uyumlu ve tarihsel-toplumsal gerçekliğiyle mütenasip yapısal, yapısal ve yapısal düzenlemeleri hayata geçirmekle mümkündür. 
 
Devrim Kanunları adı altında koruma altına alınan Tevhid-i Tedrisat, hem tarih-toplum tasavvuru, hem ideolojik-politik dinamikleri itibariyle tasfiyeye mecbur olduğumuz bir yasal düzenleme. Bu yasal düzenlemeyi, dayandığı mantık ve zihniyetle beraber zorunlu eğitim başta olmak üzere diğer tüm açılımlarıyla hedef almalıyız.
 
Eğitimdeki vesayet mekaniğinin adı Tevhid-i Tedrisat'tır. Bu vesayeti kırmadan toplum esaret altından çıkamaz. Bu esaret kırılmadan “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetişemez. Bu kapatma düzeneği çökertilemeden eğitimde-kültürde bir nitelik-düzey artışı beklenemez-beklenmemelidir. Bu düzenek özü itibariyle bir yıkım ve tasfiye düzeneğidir. Dolayısıyla ne ürettiği, ne üretebileceği bellidir. Potansiyeli bellidir, kapasitesi bellidir. Bunu görmezden gelerek başka hayallere kapılmanın âlemi yok. Yok, illa ben hayal kuracağım deniliyorsa o zaman da “tatlı hayaller” demekten başka söylenebilecek bir şey yok.
 
Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.