Özgür Eğitim-Sen

Zorunlu Eğitim 13 Yıla Çıkıyor Özgür Eğitim-Sen Ezberleri Bozuyor

25.11.2016
A+
A-
Zorunlu Eğitim 13 Yıla Çıkıyor Özgür Eğitim-Sen Ezberleri Bozuyor
 
 
 
 
Özgür Eğitim-Sen,zorunlu eğitim süresinin 13 yıla çıkarılması ile ilgili tartışmalara Genel Sekreter Abdulbaki Değer'in konu ile ilgili basın açıklaması ile katıldı.Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Abdulbaki Değer basın açıklamasında sendikaların yandaşlık-karşıtlık üzerinden pozisyon almalarını eleştirerek meselenin süre meselesi değil eğitimin niteliği ve bizzat zorunlu eğitimin kendisi olduğunu vurguladı.Pozisyon alışlardaki sahteliğe dair ve meselenin özüne ilişkin, çarpıcı tespitlerin yer aldığı basın açıklamasının tam metni:
 
2010 Kasım ayında Kızılcahamam’da gerçekleştirilen 18.Milli Eğitim Şurasının almış olduğu tavsiye kararlarından birisi de Türkiye’de zorunlu eğitim süresine ilişkin 1+4+4+4 şeklinde formüle edilen zorunlu eğitimin kesintili 13 yıl olması kararıdır. Milli Eğitim Bakanının konuya ilişkin beyanatından sonra konu ile ilgili tartışmalar başlamıştır. Beklenileceği üzere lehte ve aleyhte bir takım görüşler ileri sürülmektedir. İleri sürülen görüşlerin büyük kısmı anlaşılan o ki yine İmam Hatip Liseleri ekseninde dillendirilecek ve insanların beyanları değil varsayılan niyetleri üzerinden tartışılacak.
Konu ile ilgili Özgür Eğitim –Sen olarak birkaç hususu paylaşmakta fayda görmekteyiz. 
 
Türkiye’deki zorunlu eğitim süresinin kesintili bir şekilde arttırılmasına dönük görüşün arkasındaki motivasyonların tartışılmasında yarar vardır. Zorunlu eğitimin artırılmasına ilişkin bugün yürütülen tartışmalarda lehte ve aleyhte görüş bildirenlerin uzlaşmazlık noktaları esas itibari ile bunun kesintili mi yoksa kesintisiz mi olacağı etrafında şekillenmektedir. Zorunlu eğitim süresinin arttırılmasına ilişkin olumlama tüm taraflar tarafından paylaşılmaktadır. Oysa Özgür Eğitim Sen olarak biz, mevcut eğitim formasyonu ve formülasyonu üzerinden bakıldığında problemin kendisini zorunlu eğitim olarak görmekteyiz. Bugün uygulanmakta olan 8 yıllık kesintisiz eğitim verileri başlı başına skandal niteliğindedir. Oysa başta Bakanlık olmak üzere sanki çok başarılı bir uygulama var da bunu daha da arttırmak pekiştirmek ve niteliği arttırmak için mevcut süreyi daha da arttırmak için uğraş vermektedirler. 2011 yılında yapılan SBS sınavının verilerinden birkaç göstergeye bakalım: 
 
8.Sınıflara sorulan 23 Türkçe sorusuna verilen ortalama doğru cevap 11 civarında. Sorulan 20 matematik sorusuna verilen ortalama doğru cevap 3 civarında. Sorulan diğer derslerdeki başarı durumuda bu düzeyde seyretmektedir. Bu manzara üstelik neredeyse Milli Eğitim Sistemine paralel gelişen bir dershanecilik sektörüne rağmen ortaya çıkmaktadır.   Dolayısı ile bugünkü uygulaması ile 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin kendisi facia olarak nitelendirilebilecekken mevcut şartlar ve anlayışlar içerisinde Milli Eğitim Bakanlığının bu süreyi 13 yıla çıkarma niyetine yandaşlık ve karşıtlık üzerinden su taşıyan büyük sendikaları da (Eğitim sen ve Eğitim Bir Sen) anlamak mümkün değil.
 
Diğer taraftan meselenin İmam Hatip Lisesi meselesine endeksli olarak yürütülmesi de bir takım sıkıntıları kronikleştirmektedir. Sosyolojik bir temele yaslanmayan uyduruk bir kamplaşmanın gerekçesi olması sebebiyle İHL’lerin gerçekçi bir zemin üzerinden tartışılması da mümkün olmamaktadır. İHL’lere dönük bazı kesimler tarafından takınılan olumsuz tavır, insanları, devletin din üzerindeki vesayetini kontrol ve yönlendirme arzusunu eleştirmekten alıkoymakta, yaşanan gerilimli atmosfer içerisinde bir yandaşlık-karşıtlık pozisyonuna itmektedir. Bu açıdan bakıldığında bugün uygulanan kesintisiz 8 yıllık eğitimin İHL’lerin orta kısmının kapatılması amacına dönük yapılmış ancak kamuoyundaki tepkileri engellemek için diğer meslek liselerinin orta kısımları da kapatılmıştır. Bu açıdan mevcut kesintisiz eğitimin kesintili hale dönüştürülmesinde İHL’lerin durumu merkezi konumda yer almaktadır. Din eğitimine ilişkin mesafeli olanlar (Eğitim Sen) sorunu İHL’ye kilitlemekte, hükümet ise mevcut İHL sorununa ilişkin çözümü diğer meslek liselerine de bulaştırarak yaymaktadır. 
 
Zorunlu eğitim süresinin arttırılmasına ilişkin gündeme getirilen argümanlardan birisi de meslek liselerinin iş gücü piyasasına yetişmiş ara eleman sağladığı yönündedir. Piyasanın gereksinim duyduğu nitelikli eleman ihtiyacının meslek liseleri üzerinden temin edilmesine dönük söylemin yanıltıcı bir söylem olduğu ortadadır. Devlet, uygulamış olduğu Orta Öğretime Geçiş Sistemi ve Yüksek Öğretime Geçiş Sistemi ile zaten kendisi meslek liselerine karşı olumsuz bir tutum içerisinde yer almaktadır. Ara kademeler arasında uygulanan geçiş sistemleri özellikle meslek liselerine devam eden insanları belirli bir hayat şekli ve düzeyine mahkûm etmektedir.  Bugün bir nebze yumuşatılmış vaziyette olsa da geçiş imkânları daraltılmış bir mekanizma üzerinden yapılandırılan meslek liseleri diğer taraftan verilere de yansımaktadır ki ara eleman ihtiyacını gidermekten olabildiğince uzaktır. Nitekim TÜİK’in Eylül 2011 dönemine ait Liselerin işsizlik oranlarında Meslek Liselerinin işsizlik oranı %9,9, Lise mezunlarının işsizlik oranı 11,1’dir. Bu veriler ışığında bakıldığında Meslek Liselerinin ara eleman yetiştirdiği söylemi havada kalmaktadır. Diğer taraftan Sanayi çevrelerinin “meslek lisesinden mezun olan öğrenciler işi öğrenerek gelmemekte tersine işi gelip işbaşında öğrenmektedirler” söylemi de yukarıda belirtilen istatistikleri desteklemektedir. 
 
Konunun gündeme getirilmesinde diğer önemli faktör ise iş piyasasında ortaöğretim dönemindeki öğrencilerin istihdam alanından uzaklaştırılarak işsizliğe ilişkin istatistikleri aşağıya çekme görevini ifa etmesidir. İş alanlarından uzaklaştırılarak okula bağımlı hale getirilen öğrenciler hem kontrol altında tutulmuş olacak hem de okula çekilmeleri üzerinden zaten mevcut olan işsizlik problemi oranları göstermelik bir şekilde düşürülmüş olacaktır. Öte taraftan zorunlu bir şekilde devam eden öğrencilere verilen diplomalar üzerinden ülkenin eğitim düzeyi kâğıt üzerinden yükseltilecek. 
 
Eğitim öğretim konusunu bir nitelik gelişimi üzerinden değil teknik bir takım planlamalar ve basit ideolojik tercihler üzerinden tartışmak sorunu içinden çıkılmaz bir hale mahkûm etmekle eşanlamlıdır. Nitekim 28 Şubat sürecinde de el çabukluğu ile uygulamaya konulan 8 yıllık kesintisiz uygulaması sorunları çözmediği gibi daha da arttırmıştır. 13 yıla çıkartılması düşünülen zorunlu eğitimin bu sosyolojik zemin ve zihinsel yapı içerisinde sorun çözücü bir işlev görmesi gerçeklikten uzak, ham bir hayaldir. Zorunlu eğitim uygulamasının kendisi üzerinden hiçbir tartışma yürütmeden “kaç yıl olsun” “ne kadar kesintili olsun” şeklindeki tartışma, biçimsel ve ideolojik bir tartışmadır. Öte taraftan Eğitim Sen’in bu düzenleme üzerinden meseleyi İHL karşıtlığına getirip indirgemesi de oldukça manidardır. Kamuoyuna yaptıkları açıklamada Ak parti döneminde İHL öğrencilerinin sayısındaki artışı eleştirmekteler; ancak 28 Şubat sürecinde estirilen terörü el altından meşru gören yaklaşımlarını da kamuoyunun takdirlerine havale ediyoruz. 
 
Türkiye’deki eğitim sisteminin yapısal sorunu nitelik sorunu ve eğitim üzerindeki devletin kurmuş olduğu yoğun ideolojik dayatma sorunudur. Bu nitelik ve dayatma sorununu sorunsallaştırmak yerine teknik bir takım detaylar üzerinden eğitim sorununu çözmeye çalışmak gerçekleri ısrarla görmemek anlamına gelmektedir.
 
Özgür Eğitim Sen olarak;
 
Eğitim sistemindeki mevcut zorunluluğun kesintili hale getirilerek uygulanmasını,
 
Temel Eğitim döneminin üzerindeki tüm ideolojik vesayetin kaldırılmasını,
 
Aşırı bir şekilde yoğunlaştırılmış müfredatın hafifletilmesini,
 
Tekçi anlayışın bir an önce sonlandırılarak din, dil konusunda yaşanan tüm mağduriyetlerin giderilmesini,
 
Kılık kıyafet konusundaki dayatmaların hem öğrenciler hem çalışanlar için sonlandırılmasını talep diyoruz.
 
08.01.2012

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.