Özgür Eğitim-Sen

Çalışanlar ehlileştirilen sendikalar üzerinden güçsüzleştiriliyor!

26.07.2023
A+
A-
Çalışanlar ehlileştirilen sendikalar üzerinden güçsüzleştiriliyor!
Paylaşın

Günümüzde tüm dünyada sendikacılığın krizi konuşuluyor. Özellikle 1980 sonrasında küreselleşme ve neoliberalizmin etkisini artırmasıyla ekonomide ve iş yaşamında yaşanan değişimler sendikaların etkisini kaybetmesine yol açtı. Yeni sürece uyum sağlayamayan, kendini yenileyemeyen geleneksel sendikacılık anlayışı büyük oranda işlevsizleşti.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de sendikal örgütlenme işçi, işveren ve kamu sendikacılığı anlamında belli bir mücadele zemininde bugünlere geldi.  Ancak Türkiye’de yapılmakta olan sendikacılık, tarihi destansı direniş ve mücadelelerle dolu sendikal örgütlenmenin hatırasına ihanet eden bir noktaya savruldu. 80 öncesi döneme göre çok farklı bir görünüme evrilen sendikalar dünyada olduğu gibi ülkemizde de gücünü, etkisini ve belirleyiciliğini kaybetti.

Gelinen aşamada sendikaların ilgili oldukları alana dair bir katkı sunması, alanla ilgili devletin attığı adımlarda belirleyici bir rol oynaması söz konusu olmadığı gibi uygulanan politikalara karşı etkili bir sendikal muhalefet geliştirdiğine de şahit olmak pek mümkün değil. Hükümetler de basit birer çıkar ve imtiyaz mekanizmalarına dönüşmüş sendikaları ciddiye almıyor, onları muhatap alarak fikirlerini bile sormuyor.

Türkiye’de sendikal mücadelenin içi boşaltıldı, ruhu öldürüldü. 12 Eylül’le birlikte kolu kanadı budanan sendikal örgütlenme anayasal düzenlemelerle etkisizleştirildi, 28 Şubat darbesinde işçi ve işveren sendikalarının beşli çete kurarak darbenin sivil ayağını oluşturmalarıyla özünü ve ruhunu tamamen kaybetti.

Türkiye’deki sendikal anlayışa kamu sendikacılığı özelinde baktığımızda üye sayısı itibariyle öne çıkan belli başlı sendika ve bağlı bulundukları konfederasyonların her birinin bir siyasi parti ve siyasi geleneğin sendikal ayağı olarak işlev gördüğünü gözlemliyoruz.

Türkiye’de bilhassa kamu sendikacılığı üye aidatlarını devletin ödediği, üç ayda bir sözleşme aidatı gibi isimlerle sendikalılara para ödediği nevi şahsına münhasır bir abukluğu içinde barındırıyor. Hangi anlayış iktidarda ise o anlayışa yakın sendika destekleniyor, üye sayısı arttırılarak sözleşme masasına oturmaya yetkili hale getiriliyor. Dolayısıyla da yetkili sendika olarak üyelerinin haklarını korumak, çıkarlarını gözetmek amacıyla mevcut hükümetle masaya oturuyor. Ve emir komuta zinciri içerisinde üyelerin hakkı hukuku iktidarın çıkarları doğrultusunda gasp ettiriliyor. Bu anlamda yapılan görüşmelerin, bulunulan taleplerin, imzalanan sözleşmelerin ne kadar sahici olduğunu ayrıca belirtmeye gerek duymuyoruz.

Elbette sendikaları siyasetten bağımsız düşünemeyiz. Salt ücret sendikacılığı yapmak sendikal örgütlenmenin ruhuna aykırıdır fakat bu, her bir sendikanın bir siyasi partinin ön bürosu olarak işlev göreceği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla ülkemizde çalışanlar açısından güçlü ve etkili bir sendikacılık hareketinden söz edemediğimiz gibi sendikal yapılanmanın muteber ve güvenilir olmadığını, üstelik çok ciddi bir yozlaşma ve çürüme içinde olduğunu söyleyebiliriz.

Tüm müktesebatıyla ait hissettiği hükümetlerle kurduğu türlü ilişkilerle danışıklı dövüş içerisinde olan sendikalar, üyelerinin büyüyen tepkisini absorbe etmek gibi dengeleyici bir misyon yüklenmiş durumdalar. Üyeleri tatmin etmek için muhalefet yaparmış gibi gözüken yöneticilerin, aldıkları emanetleri siyasi ikbal ve hedefleri için basamak olarak kullandıkları kamu sendikacılığı anlamını ve özünü tamamen yitirdi. Ana hedefin her türlü yol ve yöntemi kullanarak üye sayısının artırılması olan bu sendikalarda üyeler de kesinlikle özne değiller ve örgütsel yapıda sadece istatistikten ibaretler.

Eğitim sendikaları özelinde baktığımızda ise; maalesef çoğunluğunun, eğitim sisteminin içinde bulunduğu devasa sorunların çözümüne yönelik sadra şifa olacak bir öneride bulunup kararlı bir duruş sergilediği vâki değil. İlişki ağları ve vizyonsuzlukları nedeniyle mevcut sorunların derinleşmesinin gerekçeleri arasında sayılmaları gerektiğini de ayrıca not etmeliyiz.

Gücünü üyelerinden, bağımsızlığından ve söyleminin gücünden alan, mücadele eden, düşünce üreten, ufuk açan, gündeme dokunan, siyasete yön tayin eden, ilkeli, kararlı ve tutarlı sendika anlayışını mumla aradığımız vasatta Özgür Eğitim-Sen olarak türlü engellemelere karşın bu niteliklere sahip olarak sendikacılık yapma gayretimizi sonuna kadar devam ettireceğiz. Kendileri sendikacılık yapmadıkları gibi yapmak isteyene de engeller çıkararak, baskı, gözdağı veya makam vaadi gibi yöntemlerle üyelerini kopararak sendikacılık yaptırmama çabalarına rağmen hakkın, adaletin ve doğrunun yanında yer almaya devam edeceğiz. Sendikacılıkta tekel oluşturmak amacıyla bulunulan her türlü boğma girişimlerine karşı cevabımızı ilkeli duruşumuz ve söylem gücümüzle vereceğiz.

Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Whatsapp Destek
1
Whatsapp Destek Hattı
Üyelik işlemleri için Whatsapp iletişim hattımız