Özgür Eğitim-Sen

Eğitimde normalleşme süreci mi (2012-01-03)

03.01.2012
A+
A-
Eğitimde normalleşme süreci mi (2012-01-03)

UFUK COŞKUN * / Başbakan’ın balkon konuşmasında vaat ettiği “herkesin anayasası” ancak eğitim sisteminin kökten değişmesiyle mümkündür 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 12 Haziran’da seçim sonuçların belli olmasının hemen ardından AK Parti Genel Merkezi’nde yaptığı “balkon konuşmasının” büyük bir bölümünü yeni anayasaya ayırmıştı. Başbakan “Yeni anayasa milletin her bir ferdini birinci sınıf olarak görecek. Her kimlik, her değer, herkesin özgürlük demokrasi barış ve adalet talebine bu anayasa karşılık verecek. Bu anayasa Türk’ün, Kürt’ün, Zaza’nın, Arap’ın Çerkez’in, Roman’ın, Alevi’nin Sünni’nin, azınlıkların yani 74 milyonun anayasası olacak” demişti. Ancak biz yeni anayasa için telaffuz edilen bu ifadelerin hayata geçebilmesi için işe önce eğitim sisteminden başlanması gerektiğini ifade etmiştik. Çünkü Türkiye’de öğrenciler, özgürlüğün, demokrasinin ve ortak yaşam kültürünün verildiği özgür okul ortamlarından geçmediklerinden ötürü en ufak bir toplumsal kırılmada bilinçli, tutarlı ve özgürlükçü bir tavır ortaya koyamadıkları gibi aynı zamanda ülkesinde yaşayan farklılıklara karşıda ciddi bir önyargı beslemektedirler.

Eğitimin bir ideolojik endoktrinasyon ve entrojeksiyon kurumu olarak sürdürülmeye çalışıldığı bir ülkede bu çokta garipsenecek bir durum değildir. Çünkü gerek eğitim anlayışı ve gerekse bu anlayışı aşılamak üzere oluşturulan yasa ve yönetmelikler bu doğrultudadır. Hatta 3797 sayılı, 1992 tarihli yasaya göre MEB’in görevi” Atatürk inkılap ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk milletinin milli, ahlaki, manevi, tarihi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan…. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen bunları davranış haline getirmiş, vatandaş olarak yetiştirmek üzere, bakanlığa bağlı her kademedeki öğretim kurumlarının öğretmen ve öğrencilerine ait bütün eğitim ve öğretim hizmetlerini planlamak, programlamak, yürütmek, takip ve denetim altında bulundurmak” idi. Görüldüğü gibi MEB’in görevi evrensel değerler üzerinden gitmeyen daha çok yerel ve dar bir milliyetçilik anlayışına göre şekillenmekteydi.

Oysa eğitim demokratik bir ülkede insan haklarına, demokrasiye, özgürlüğe, en önemlisi de insanın kendisini gerçekleştirmesine gerekli katkıyı sunmak üzere işlev görür/görmelidir.

Eğitimin nihai amacı tek-tip insan üretmek değil birbirleriyle iyi ilişkiler kuran, kendine ait bir dünyası olan ve bu dünyasını kendisi için koyduğu ilkeleriyle zenginleştiren özgür bireyler üretmektir. Bunun da başlıca yolu; insanın en tabii haklarına, özelliklerini en verimli şekilde kullanmasına imkân tanımaktan geçmektedir. Başka bir deyişle insanın doğuştan getirdiği kabiliyetlerini geliştirebilmesinin yolu, kuşkusuz insanı insana bırakmaktan geçmektedir. Sürekli insanın kısıtlandığı, en temel gereksinimlerinin bile eskiden kalma yasa ve yönetmeliklerle belirlendiği bir ortamda/kurumlarda doğal olarak insanın bireysel yaratıcılığı köreleceği gibi birey kendi özgür iradesiyle hareket etmeyen bir nesne durumuna indirgenecektir.

http://www.taraf.com.tr/haber/egitimde-normallesme-sureci-mi.htm

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.