Özgür Eğitim-Sen

Özgür Yeni anayasa sürecinde sendikaların rolü (2012-01-03)

03.01.2012
A+
A-
Özgür Yeni anayasa sürecinde sendikaların rolü (2012-01-03)

Sivil toplum, tabiatı gereği insan haklarının hiçbir gerekçeyle ihlal edilemeyeceğini ve insanların sahip olduğu onurun, inancın, kimliğin, değerlerin ve hayat tarzlarının hiçbir irade, ideoloji ya da otorite tarafından yok sayılamayacağını ve baskı altına alınamayacağını savunur.

Ve böylesi bir sorumlulukla özgürlükçü düşüncenin gelişmesinde aktif rol oynar. Sivil toplumun Türkiye’de gerçek manada içselleştirilmediği bir gerçektir. Dolayısıyla gerek insan hak ve özgürlükleri bakımından gerekse düşünce, inanç ve ifade özgürlükleri bakımından karnesi maalesef zayıftır. Çünkü Türkiye’de devletten bağımsız, siyasi partiler üstü işleyen, özgürlükçü bir sivil toplum zihniyeti yerine ne yazık ki hâlâ devletin kutsal bir varlık olduğu anlayışıyla hareket eden, devleti toplumdan ve bireyden üstün gören ve bu haliyle bir türlü devletin yörüngesinden çıkamayan bir sivil toplum anlayışı hâkimdir. Bunun en vahim örneğini, sivil toplumun bir parçası olan kamu sendikacılığında görmekteyiz.

Türkiye’deki kamu sendikacılığının gelişememesinin nedenlerinden birisi olarak; sendikaların uzun yıllar tek parti zihniyetinin ürettiği bir anlayışla ele alınmasını, devletin güdümünde ve kontrolünde birer ideolojik aygıtlara dönüştürülmesi politikalarını gösterebiliriz. Devletin kurguladığı bir sivil toplum hiç şüphe yok ki, özgür ve bağımsız bir kimliği olmayan, muhalif bilinçten yoksun ve kontrol edilebilir nitelikte olacaktır. Bu yüzden Türkiye’de bağımsız, eleştirel ve özgür bir kamu sendikacılığı anlayışı tam anlamıyla üretilememiştir. Sendikacılığa karşı gösterilen bu tutum ve anlayış, zamanla sendikaları devletten rant bekleyen ve her toplumsal olay karşısında devletçi refleksle hareket eden merkeziyetçi birer yapılara dönüştürmüştür.

Bir ülkede yaşayan insanların inançlarına, dillerine, mezheplerine, ırklarına ve düşüncelerine saygı duyulmadığı ve önyargılı bakıldığı sürece o ülkede barış ve huzur ortamının asla kurulamayacağı bir gerçektir. Bunu bilecek kesimin başta sendikalar olması beklenir. Ancak mevcut toplumsal hadiseler karşısında gösterdikleri anti-özgürlükçü tutum ve tavırlardan görebildiğimiz kadarıyla gerçek anlamda özgürlükçü olmayan sendikaların ülkesinin özgürleşmesini, düşünce, inanç ve ifade özgürlüklerinin önündeki engelleri kaldırmasını nasıl bekleyebiliriz?

Yasakçı zihniyete hizmet eden tutum ve tavırlar gerçek sivil toplum anlayışıyla örtüşmez, örneğin ülkemizde milliyetçi hassasiyetlerle sendikacılık yapan Kamu-Sen “Cumhuriyet’in temel ilkelerine, devletin üniter yapısına ters olduğu, toplumumuzda kargaşa ve karışıklığa neden olacağı” gerekçesiyle TRT Şeş’in yayınının durdurulmasına dönük bir dava açabilmişti. Muhafazakâr görüşleriyle bilinen Memur-Sen’in Alevilere dönük ortaya koyduğu öneriler de dikkat çekiciydi. Memur-Sen, hazırladığı raporda Alevi çocuklarını imam hatip liselerine çekecek projelerin geliştirilmesini, Alevi dedelerinin ise hacca gönderilmesi gerektiğini öneriyordu.

Devamı..

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1143677&title=yorum-ufuk-co%FEkun-%F6zg%FCr-yeni-anayasa-s%FCrecinde-sendikalar%FDn-rol%FC

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.