Özgür Eğitim-Sen

Adıyaman Özgür Eğitim Sen’den Başörtüsü Yasağı Tepkisi

08.11.2016
A+
A-
Adıyaman Özgür Eğitim Sen’den Başörtüsü Yasağı Tepkisi

“Başörtüsü Sorunu Karmakarışık Bir Hale Sokuldu” Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmeliğin Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra yasakçı zihniyete de tepkiler artarak devam ediyor.

 

 

Okullarda uygulanacak olan kılık kıyafet kanununun yeniden düzenlenmesinin ardından Özgür Eğitim Sen Adıyaman şubesi üyeleri Demokrasi Parkı önünde gelerek, hükümeti eleştirdiler.

AK Parti’nin başörtü yasağını resmileştiren kılık kıyafet yönetmeliğine tepki gösteren Özgür Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Ali Kemal Kaya, yönetmelik ile başörtüsü probleminin daha karışık ve içinde çıkılamaz bir hale getirildiğini belirterek insanların inançlarıyla yasalar arasına sıkıştırılmaması gerektiğini söyledi.

“Cumhuriyet modernleşmesi asıl itibarıyla bir asimilasyondur”

“27 Kasım 2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete’de Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık Kıyafetlerine Dair Yönetmelik yayınlandı” diyerek sözlerine başlayan Özgür Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Ali Kemal Kaya, “Yeni yönetmelik ile MEB’e bağlı okullardaki MEB’e bağlı olmayan okul neredeyse yok- uygulanan tek tipçi üniforma uygulama en azından tekrar gündeme gelmiş oldu. Yayımlanan yönetmelik ile eğitim-öğretim sisteminin despotik alanlarından birisine müdahale edilmiş oldu. Yıllardır tek tipçi-dayatmacı bir anlayışla insanların bedenleri üzerinde uygulanan kaba militarist bir şiddet olan kılık-kıyafet uygulamasında bir hafifleme oldu. Devletin kılık-kıyafet uygulaması üzerinden toplumsal cinsiyet inşacılığına sahne olan bu uygulamanın yumuşatılmış olması mevcut şartlar içerisinde olumlu bir adım olarak nitelenebilir. Ancak yönetmeliğin gerek içeriği gerekse dayandığı mantık ciddi sıkıntılarla malumdur. Yapılacak her türlü düzenlemenin ana ekseninin özgürlük temelli olması gerekirken mevcut düzenleme maalesef eski alışkanlıkları devam ettirerek yasaklamaları öncelemiştir. Bakan Dinçer’in özgürlükçü babından sunduğu yönetmeliği biz yemeyenlerdeniz. Cumhuriyet modernleşmesi asıl itibarıyla bir asimilasyondur. Asimilasyon özü yeni yönetmelikte de yaşatılmış. Neyi nasıl yaşayacağımıza, neyi nerede giyip, nerede giyinemeyeceğimize yine bir yönetmelik karar veriyor. Önceki kadar dayatmacı, önceki kadar özgürlük karşıtı, yine önceki kadar inancı yok sayan ve yasaklayan bir içeriğe sahip yeni yönetmelik de. Başörtüsü kullanımının önünü açan düzenlemelerin yönetmeliğe konulmuş olması bile esas olanın başörtüsünü takmamak olduğu ortadadır. Diğer taraftan İmam Hatip okullarında ve diğer dini derslere ilişkin kayıt düşülmüş olması da esas olanın başörtüsünü kullanmamak şeklindeki bir anlayış üzerinden düzenlendiğini göstermektedir. Oysa sisteme ilişkin bir düzenlemenin makbul ve makbul olmayan bir kıyafet düzenlemesinden ziyade insanların bireysel tercihlerinin en geniş şekilde uygulamasına imkân verebilecek bir ilke üzerinden temellendirilmesi gerekirdi.”

“İHL’li kız öğrencilere tanınan serbestlik kimseyi aldatmasın”

Ali Kemal Kaya sözlerine şöyle devam etti; “İnsanlar İmam Hatip Okulu yada değil, fark etmeksizin kendi tercihleri doğrultusunda giyinme hakkına sahip olmalıydılar. Diğer taraftan İmam Hatip Okulu ve Kuran-ı Kerim dersine bağlanan başörtüsü serbestîsi İmam Hatip okulunda okumak istemeyen ya da bu okula gidemeyen başörtülüler için ciddi bir mağduriyet anlamına gelmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi insanlarına tercihlerine mutlak anlamda saygı gösterilmesi esas alınarak okul türüne ve girilen derse bakılmaksızın kılık kıyafet serbestîsi sağlanmalıydı. İHL’li kız öğrencilere tanınan serbest bizleri aldatmasın. Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla örtülüdür. Bu yönetmelik din özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün karşısındadır. Bu yönetmelik ince bir teoloji içermektedir. Dini ancak dindarlar tahrip edebilir, acı gerçeğinin altını çizmek zorundayız. Bugün birçok noktada eğitim-öğretim kurumları gerek sundukları eğitim-öğretim içerikleri gerekse şekilsel yapıları itibariyle toplumsal gelişim ve değişim karşısında tutucu bir direnç odağı olmaktan öte bir rol üstlenememektedirler. Eğitim ve öğretim kurumları öğrencilerin dolayısıyla toplumun hala her yönüyle şekillendirilmesi gereken basit bir nesne şeklinde algılanıp en basit eylemliliklerine müdahalenin esas alındığı seviyesiz yapılanmalar olmaktan bir an önce çıkartılmalıdır. MEB’e bağlı okullarda öğrenciler, öğretmenler olmak üzere kamu ve özel toplumsal-siyasal yapının tüm alanlarında hizmet alan veren gibi ayrımlara gitmeden herkes için kılık kıyafet serbestîsinin esas olacağı düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekmektedir. Yeni yönetmelik insan dışı uygulamanın hafifletilmesi anlamında küçük bir adımdır ancak onun ötesinde özgürlükler açısından beklentilerin çok altında olduğu da aşikardır.”

 

 

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.