Özgür Eğitim-Sen

ARGE toplantısı ve tespitlerimiz (2012-01-03)

15.11.2016
A+
A-
ARGE toplantısı ve tespitlerimiz (2012-01-03)

Özgür Eğitim-Sen ARGE Kurulu eğitim sisteminin teknik sorunlarını değerlendirdi.

 

PARTİZAN UYGULAMALAR

* Okullarda iadeciler tarafından ciddi şekilde partizanlık yapılıyor. Milli eğitim müdürleri okullara gönderdiği yardımlar önceliği kendi siyasi düşüncesine yakın olan okulları veriyorlar. İdareci ödüllendirmelerinde ve öğretmen ödüllendirmelerinde performans yerine parti yandaşlığı ya da ideolojik yakınlık gözetiliyor. Bu konularda oldukça sık şikâyetler sendikamıza ulaşıyor. Bu tür yanlış ve yandaş uygulamalar okulda çalışma barışını bozuyor.

ÖĞRETMEN SORUNLARI

*En başta ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmelidir. Okullarda ki öğretmen açığı atamalarla kapatılmalıdır. Eğitimi ucuza getirme politikaları eğitimin kalitesini düşürmekten başka bir işe yaramamaktadır. Aynı zamanda aynı işi yapan, aynı emeği harcayanlar arasında ücret adaletsizliği doğurmaktadır. Halen pek çok öğretmen adayı görev beklemektedir.

*Mevcut ücretler oldukça yetersizdir. Halen pek çok öğretmenimiz ek işle hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Toplu görüşmelerde maalesef beklentilerimiz karşılanamamıştır. Temsilci sendikalar ücret politikalarını yalnızca enflasyon üzerinden belirleme hatasına düşmektedirler. Hâlbuki öğretmenlik mesleğinin sürdürüle bilinirliği kriteri üzerinden bir maaş politikası geliştirilmeli ve talepler bunun üzerinden yapılmalıdır

*Temel sorunlardan biriside öğretmenlerimiz yeteri düzeyde hizmet içi eğitim alamamaktadır. Bilgi düzeylerini yenilemek konusunda sistemden gerekli desteği görmemektedir. Hizmet içi programlara yer almak artık torpilsiz mümkün olmamaktadır. Hizmet içi programlar ise mevcut haliyle yapılmış olmak yapılan uygulamalar düzeyinde kalmaktadır. Hizmet içi eğitim programları içerik yönünden öğretmen bilgi ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

*Öğretmenlerimiz kendisine dışarıdan yüklenen sorunları görmek ve tartışmak taleplerini belirmek gibi haklarını saklı tutmak kaydıyla, kendilerine yönelik bir özeleştiriyi de yapmalıdırlar. Ne kadar ekmek o kadar köfte anlayışıyla çalışma standartlarımızı belirleyemeyiz. İçinde bulunduğumuz na-müsait şartları zorlayarak elimizden gelen çalışmanın en iyisini yapmak durumundayız.

SINAVA DAYALI SİSTEM PEDAGOJİK İŞKENCEDİR!

*Eğitim sistemi maalesef öğrencileri çıkardığı “net sayısına” göre değerlendirmekte ve yönlendirmektedir. Velilerde bu durumu genel olarak benimsemişlerdir. Çocuğun kişilik, karakter, insani ve ahlaki değerler noktasındaki kazanımları konusu göz ardı edilmektedir. Öğrenciler popüler kültür tüketicisi durumuna düşürülmüştür. Kişiliklerini ve hayatlarını ciddiye almamaktadırlar. Kendilerine ve çevrelerine karşı sorumluk duygusu ve davranışları geliştirme konusunda oldukça ilgisiz, isteksiz ve boş vermiş bir ruh halini yansıtmaktadırlar. Sorumluk temelinde davranış düzeyi geliştiremeyen öğrenciler hem kendine hem sınıf arkadaşlarına ve hem de çevresine zarar vermektedir. Öğretmenlerimiz çocukların içine düştükleri kimlik sorunlarını velilerle girecekleri ilişkilerle çözmeye çalışmalıdırlar.

*Sınav merkezli ve ideolojik temelli eğitim anlayışı eğitim sistemini ve kurumlarını Daniel Pesnec’in dediği gibi “pedagojik işkence aletine” dönüştürmektedir. Ekonomik imkânlar açısından olduğu kadar ilgi, istek, yetenek yönünden de farklı olan çocukları aynı yarışın içine sokmakta ve bu çocuklardan her birinden aynı düzeyde performans beklemektedir eğitim sistemi. İstenilen düzeyde performans gösteremeyeni ise başarısız sayıp sistemin dışına itmekte, iş bulması için gerekli olan diplomaya ulaşmasını engellemektedir.

* Sınav sistemli eğitim anlayışı öğrencilerde eleştirel düşünme, düşünce üretme, analiz, sentez yapma, sebep sonuç ilişkisi geliştirme gibi düşünsel üretimlere girmesini engellemektedir. Çocuklarımız hem eğitim sisteminin hem de anne-babaların gözlerinde sınavlarda çıkarttığı “net sayısı” kadar değer kazanmaktadır. Bu bakış açısıyla kuşatılmak bir çocuk için işkence altında olmaktan başka bir şey değildir. İnsani kazanımları ve beklentileri gözden kaçırılan çocuklarımız bir iç yalnızlığa ve anlamsızlığa itilmektedir.

YENİ MÜFREDAT ABARTISI

* Yeni müfredat getirdiği bir takım olumluklar yanında oldukça da abartılmaktadır. Eleştirel düşünme, sentez yapma, kendi olma ve kendini gerçekleştirebilme değerleri de çocukların bu program aracılığıyla kazanacağı söylenmektedir. Bahsedilen değerler kazanmanın önünde davranışçı öğretim yöntemi bir engel teşkil etmediği gibi kendi aşına yapısalcı öğretim yönteminin de bu değerleri kazandırma yönünde bir gücü ve içeriği yoktur. Değer kazanımı bir öğretim tekniği sorunu değil ahlak, inanç ve irade sorunudur.

* Tek tip ideolojiyi, tek tip dünya görüşünü ve yaşam biçimini dayatmayı eğitim sisteminizin temelini yapıp bunlara karşı her türlü eleştiriyi de yasaklayarak kendini gerçekleştiren ve kendi sözünü söyleme becerisi ve cesareti gösteren bireyler yetiştiremezsiniz. Hangi öğretim yönteminin kullanırsanız kullanın sonuç değişmeyecektir. Kullandığınız öğretim yöntemi yalnızca dayatmalarınızın çocuklar tarafından içselleştirilmesinin öğrenme biçimini farklılaştıracaktır. Tek tipleştirmenizi davranışçı yöntemle hazır bir bilgiyle değil de, keşfettirerek yapısalcı bir yöntemle sağlamış olursunuz.

 OKULLARIN TEKNİK DONANIMI

 * Okullarımız halen teknik donanım açısından oldukça yetersiz durumdadır. Teknoloji çağında yeterli bir teknolojik kullanımdan ve bilgisinden söz edemeyiz. Teknik donanımlı okullarımız velilerin yardımıyla sağlanmaktadır. Ekonomik durumu yeterli olmayan mahallerdeki okullarımızla, ekonomik düzeyi düşük olan mahallerdeki okullarımızın teknik donanımları arasındaki farkta giderek açılmaktadır. Bu farkı kapatma konusunda MEB’nin ciddi düzeyde bir çalışması da gözükmemektedir.  Ergonomik olmayan sıralar, yeterli hijyen temizlik görmeyen sınıflar ve lavabolarda çocuklarımız her türlü hastalığın tehdidine açık durumdadırlar.

 * Okullarımızda güvenlik sorunu giderek artmaktadır. Güvenlik sorunu hem öğrencileri hem öğretmenleri tehdit etmektedir. Okullarımız savunmasız durumdadır. Bazı okullar velilerden sağlanan gelirle özel güvenlik önlemleri alsa da pek çok okul kapısından öğrenciler nöbet tutturulmaktadır. Okulu kışlaya benzeten, kışla mantığı öğrencilere okullarda nöbet tutturulmaktadır. Okulun her türlü hizmet işleri “sorumluk kazandırıyoruz” bahanesi altında çocuklar çalıştırılarak yürütülmeye çalışılmaktadır. Eğitimi ucuza getirmeye çalışan zihniyet okullara yeterli sayıda hizmetli göndermekten kaçınmaktadır. Hizmetli işleri de çocuklara gördürülmektedir. Sınıfta derste olması gereken çocuklar ya okul bahçe kapsında nöbet tutturulmakta ya da koridorlarda gün boyunca bekletilerek sigortasız ve vasıfsız işçi olarak çalıştırılmaktadır. Hiçbir veli bu amaçla çocuklarını okullara göndermemektedir. Bu bir çocuk sömürüsüdür. Bu sömürüden derhal vazgeçilmelidir.

*Sağlıksız derslikler, yetersiz ve donanımsız oyun bahçeleri yanında pek çok okulumuz laboratuar ve kütüphaneye de sahip olmamaktadır. Sosyal etkinlikler yetersiz olduğu gibi çocuğun eğlenebileceği ve zevk alabileceği bir içerik ve gönüllülük esasından yoksan bir görev olarak yüklenerek yaptırılmaya çalışılmaktadır.

 ARGE kurulumuzun yapmış olduğu toplantıdan bir kısım konu başlıkları sorun tespitleri ve önerileri siz değerli üyelerimizle paylaşmak istedik. Eğitim sistemimizin her türlü konuları hakkındaki görüş, eleştiri ve sorunları bizlerle paylaşarak katkı sağlamasını tüm üyelerimizden bekleriz.

ÖZGÜR EĞİTİM-SEN ARGE KURULU

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.