Özgür Eğitim-Sen

“Çözüm,eğitimi ideolojik vesayetten arındırmada”

14.11.2016
A+
A-
“Çözüm,eğitimi ideolojik vesayetten arındırmada”

Aralarında Özgür Eğitim-Sen'inde bulunduğu 45 STK,eğitim sistemi üzerindeki ideolojik vesayetin tamamen kaldırılmasını istedi. 

 

Ofis AZC Plaza önünde saat 12.00'da başlayan toplanan STK temsilcileri adına basın açıklamasını Eğitim Bir-Sen Diyarbakır Şubesi Başkanı Yunus Memiş okudu.

Eğitim sistemine ilişkin konuların, yandaşlık-karşıtlık temelinde ele alınmaması gerektiğinin belirtildiği açıklamada, var olan eğitim düzeninin kökten değiştirilmesi önerildi. Mevcut sistemin, İmam Hatip'lerin önü kesmek isteyen 28 Şubat zihniyetinin bir ürünü olduğu belirtildi ve bu sistemin kesinlikle değiştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Bizler, mevcut eğitim formasyonu ve formülasyonu üzerinden bakıldığında zorunlu eğitimin kendisini problem olarak görmekteyiz. Bugün uygulanmakta olan 8 yıllık kesintisiz eğitim verileri başlı başına skandal niteliğindedir. Bu nitelik probleminin, salt süre düzenlemesiyle çözülemeyeceği ortak kanaat olarak ortaya çıkmaktadır. Mevcut düzenlemelerin olumlu bazı yanlarına rağmen, "reform" olarak nitelendirilmesi tarafımızdan bir abartı olarak değerlendirilmektedir."

EĞİTİM SİSTEMİNE İLİŞKİN TALEPLER

"Bizler ,aşağıda imzası bulunan STK'lar olarak; mevcut değişikliğin olumlu yanlarına rağmen, aşağıda belirtilen temel sorunların da çözülmesi gerektiğini düşünmekteyiz:

Eğitim sistemindeki mevcut zorunluluğun kesintili hale getirilerek uygulanmasını,
Eğitim sistemi üzerindeki tüm ideolojik vesayetin kaldırılmasını,
Aşırı bir şekilde yoğunlaştırılmış müfredatın hafifletilmesini,
Tekçi anlayışın bir an önce sonlandırılarak din, dil konusunda yaşanan tüm mağduriyetlerin giderilmesini,
Kılık kıyafet konusundaki dayatmaların hem öğrenciler hem çalışanlar için sonlandırılmasını talep diyoruz.

Bu temel sorunlar hal edilmeden yapılacak teknik düzenlemeler, temelde iyi niyete dayansa da, eğitim sisteminin sorunlarını çözmeye yetmeyecektir."

Basın açıklamasının tam metni;

4+4+4 ZORUNLU EĞİTİM MESELESİNE BAKIŞIMIZ

Değerli Basın Mensupları!

2010 Kasım ayında Kızılcahamam'da gerçekleştirilen 18.Milli Eğitim Şurasının almış olduğu tavsiye kararlarından birisi de Türkiye'de zorunlu eğitim süresine ilişkin 1+4+4+4 şeklinde formüle edilen zorunlu eğitimin kesintili 13 yıl olması kararıdır. Milli Eğitim Bakanı'nın konuya ilişkin beyanatından sonra konu ile ilgili tartışmalar başlamıştır. Beklenileceği üzere lehte ve aleyhte bir takım görüşler ileri sürülmektedir. İleri sürülen görüşlerin büyük kısmı, anlaşılan o ki, yine İmam Hatip Liseleri ekseninde dillendirilecek ve insanların beyanları değil varsayılan niyetleri üzerinden tartışılacak.

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki; bu mesele, yandaşlık-karşıtlık temelinde ele alınacak bir mesele değildir. Maalesef Türkiye'de bütün önemli meseleler, "kör döğüşü" şeklinde tartışılmaktadır. Pozisyon alışlarda önyargı ve sahtecilik, insanların zihnini bulandırmaktan ve hakikatin buharlaşmasını sağlamaktan öte bir işe yaramıyor.

Hepimiz biliyoruz ki, mevcut eğitim sistemi toplumun taleplerini karşılamaktan çok uzak bir yapıya sahiptir. Bu sistem içerisinde özgürlükten, genişletme ve çeşitliliği kucaklamaktan asla söz edilemez. Meselenin bir de mesleki eğitim boyutu var ki, hiçbir izahat 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamasını haklı çıkartamaz. Çünkü 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulaması, Türkiye'de en büyük darbeyi mesleki eğitim sürecine vurmuştur. Bugün nitelikli işgücü ve beşeri sermayenin yetersizliğinden yakınıyorsak, bunun başlıca müsebbibi 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamasıdır.

Türkiye'de önce 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulaması, ardından katsayı eşitsizliğiyle İmam Hatip'lerin önü kesilmek istendi. Hafızlık eğitimi neredeyse imkansız hale getirildi, haliyle hafız yetiştiren Kur'an kurslarının sayısı da azaldı. İmam Hatip okullarıyla ilgili paranoya nöbetlerine tutulan 28 Şubat zihniyeti, 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamasıyla aslında bütün eğitim sistemini alt-üst etti. Mesleki ve teknik eğitim süreci dumura uğratıldı, yüz binlerce öğrenci sırf bu sistemin kurbanı oldu. Dünyada bir benzeri daha bulunmayan bu sistemin yerini kesintili ve esnek zorunlu eğitim sisteminin alacak olması, işte bu yüzden büyük bir önem taşımaktadır. Kesintisiz eğitim, 28 Şubat döneminde generallerin eğitime müdahalesi sonucu ortaya konan bir dayatmadır. Pedagojik bir yanı olmadığı gibi, faydalı da değildir"Mevcut sistemin, çocukların yeteneklerini erken yaşta tespit etmek ve doğru yönlendirme yapmak konusunda da yetersizliği hem hizmet alanlar hem de hizmet verenler tarafından teşhis edilen ortak bir eksikliktir. Dolayısıyla büyümekte olan bir ekonominin en büyük ihtiyacının çağın gerekliliğini yakalamış nitelikli insan gücü olduğu gerçeği ile hareketle, ülkemizin sanayisi, kaliteli bir meslek eğitim sistemini acil olarak beklemektedirler. Aynı zamanda, eğitim sistemimizi öğrencilerimizin zekâlarını kullanabileceği ve kabiliyetlerini, becerilerini geliştirebileceği bir şekle dönüştürmek hepimizin ortak arzusu olmalıdır. Bu bağlamda, meslek liselerimizi de Türkiye'nin kalkınmasındaki taşıdığı öneme göre yeniden şekillendirmeliyiz.

 Bizler, mevcut eğitim formasyonu ve formülasyonu üzerinden bakıldığında zorunlu eğitimin kendisini problem olarak görmekteyiz. Bugün uygulanmakta olan 8 yıllık kesintisiz eğitim verileri başlı başına skandal niteliğindedir. Bu nitelik probleminin, salt süre düzenlemesiyle çözülemeyeceği ortak kanaat olarak ortaya çıkmaktadır. Mevcut düzenlemelerin olumlu bazı yanlarına rağmen, "reform" olarak nitelendirilmesi tarafımızdan bir abartı olarak değerlendirilmektedir.

Zorunlu eğitim süresinin arttırılmasına ilişkin gündeme getirilen argümanlardan birisi de, meslek liselerinin iş gücü piyasasına yetişmiş ara eleman sağladığı yönündedir. Piyasanın gereksinim duyduğu nitelikli eleman ihtiyacının meslek liseleri üzerinden temin edilmesine dönük söylemin yanıltıcı bir söylem olduğunu düşünmekle beraber, nisbi bir iyileşmenin olması ihtimalinin olduğunu ifade etmek gerekmektedir.

Konunun gündeme getirilmesinde diğer önemli faktör ise iş piyasasında ortaöğretim dönemindeki öğrencilerin istihdam alanından uzaklaştırılarak işsizliğe ilişkin istatistikleri aşağıya çekme görevini ifa etmesidir. İş alanlarından uzaklaştırılarak okula bağımlı hale getirilen öğrenciler hem kontrol altında tutulmuş olacak hem de okula çekilmeleri üzerinden zaten mevcut olan işsizlik problemi oranları göstermelik bir şekilde düşürülmüş olacaktır. Öte taraftan zorunlu bir şekilde devam eden öğrencilere verilen diplomalar üzerinden ülkenin eğitim düzeyi kâğıt üzerinden yükseltilecek. 

Eğitim öğretim konusunu bir nitelik gelişimi üzerinden değil teknik bir takım planlamalar ve basit ideolojik tercihler üzerinden tartışmak sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir. Nitekim 28 Şubat sürecinde de el çabukluğu ile uygulamaya konulan 8 yıllık kesintisiz uygulaması sorunları çözmediği gibi daha da arttırmıştır. Zorunlu eğitim uygulamasının kendisi üzerinden hiçbir tartışma yürütmeden "kaç yıl olsun" "ne kadar kesintili olsun" şeklindeki tartışma, biçimsel bir tartışmadır. Öte taraftan Eğitim Sen'in bu düzenleme üzerinden meseleyi İHL karşıtlığına getirip indirgemesi de oldukça manidardır. CHP, MHP  gibi siyasi partilerin, Tüsiad, KESK, Türk- İş vb. kurumların tepkilerine baktığımızda Türkiye' de değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz. Sağlıklı bir değerlendirmeden öte, pozisyon alışlarda bir sahtecilik ve körlük alenen sırıtmaktadır.                                                                                                         

Bizler ,aşağıda imzası bulunan STK'lar olarak; mevcut değişikliğin olumlu yanlarına rağmen, aşağıda belirtilen temel sorunların da çözülmesi gerektiğini düşünmekteyiz:

Eğitim sistemindeki mevcut zorunluluğun kesintili hale getirilerek uygulanmasını,
Eğitim sistemi üzerindeki tüm ideolojik vesayetin kaldırılmasını,
Aşırı bir şekilde yoğunlaştırılmış müfredatın hafifletilmesini,
Tekçi anlayışın bir an önce sonlandırılarak din, dil konusunda yaşanan tüm mağduriyetlerin giderilmesini,
Kılık kıyafet konusundaki dayatmaların hem öğrenciler hem çalışanlar için sonlandırılmasını talep diyoruz.

Bu temel sorunlar hal edilmeden yapılacak teknik düzenlemeler, temelde iyi niyete dayansa da, eğitim sisteminin sorunlarını çözmeye yetmeyecektir.

Basına ve kamuoyuna saygılarımızla…   

  KATILIMCI STK'lar:

ANADOLU GENÇLİK DER, İLİM-DER, AY-DER, İMAM-HATİP Y.VE D.DER, BAYINDIR-MEMUR-SEN, İNSAN VE ERDEM HAREKETİ, BEM-BİR-SEN, İRŞAD-DER, BİRLİK HABER-SEN, KÖY-DERBÜRO-MEMUR-SEN, KÜLTÜR-MEMUR-SEN, CAMİİ-DER, MEMUR-SEN, ÇARIKLI -DER, MUSTAZAF-DER, D.İNSANİ YARDIM-DER, ÖĞ-DER, DEM-DER, ÖZGÜR-DER, DİCLE FIRAT GURUBU, ÖZGÜR- EĞİTİM-SEN, DİN-BİR-SEN, SAĞLIK-SEN, DİYANET-SEN, SAHABE-DER, EĞİTİM-BİR-SEN, SEK-DERNEĞİ, ENERJİ-BİR-SEN, ŞAFAK-DER, GÖNÜL KÖPRÜSÜ-DER, ŞEFKAT-DER, HAYAT-DER, ŞURA-DER, HİZMET-DER, TOÇ-BİR-SEN, HÜR-DER, ULAŞTIRMA-MEMUR-SEN, ISLAH-DER, YENİ İHYA-DER, İHVAN-DER, YETİM-DER, İKRA-EĞİTİM-DER, İLİM YAYMA CEMİYETİ, UFUK-DER

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.