Özgür Eğitim-Sen

Gözlerimizin Önünde Halep Ölüyor!

22.12.2016
A+
A-
Gözlerimizin Önünde Halep Ölüyor!

İnsanlığın musalla taşına yatırıldığı günlerdeyiz.

 

Yaklaşık 50 milyon insanın hayatını yitirdiği 2. Dünya Savaşı’nın ardından ilk kez bu denli genel bir savaşın eşiğindeyiz.

 

İnsanlığa dair bunca retoriğin kulaklarımızı sağır ettiği bir vasatta mazlumiyetten, mağduriyetten geçilmiyor.

 

 

Bütün ilke ve değerlerin araçsallaştırıldığı, ahlak ve maneviyatın askıya alındığı süreç milyonlarca erkeğin, kadının ve çocuğun hayatına mal oluyor. Kadim şehirler talan ediliyor. Medeniyet merkezleri yok ediliyor. İnsanlığın binyılları bulan birikimini ruhunda taşıyan hafıza merkezleri sistematik kıyıma uğratılıyor.

 

Milyonlarca insan asgari yaşam koşullarından mahrum. Milyonlarca insan ölümle burun buruna. Milyonlarca insan, hayatı sırtında mülteci.

 

Yüzbinlerce çocuk yaban ellerde hayata gözlerini açtı. Yüzbinlerce çocuk feryat-figan iniltileriyle büyümekte.

 

Yeryüzünde insanlığın başladığı yerde insanlık yok edilmekte.

 

Yeryüzünde sınavın başladığı coğrafya sınavın şiddetlendiği ana tanıklık ediyor. Sessiz yığınların gözleri önünde oluyor her şey.

 

Yönetmek için halka yalvarılıp ama yine de halka eşsiz zulümlerin yapılmasına şahit oluyoruz. İnsafın, merhametin, aklın ve vicdanın mezhep, din, ırk, meşrep, çıkar, güç denkleminde boğazlandığı bir sınav bu. Dilin yitirildiği, sözlerin buharlaştığı, kelimelerin kifayetsizleştiği bir sınav bu. Elin, dilin yanlışa güç yetiremediği, kalbin mecalsiz kalakaldığı bir sınav. 

 

Egemen dünya sisteminin parlak söylemi, bu çetin sınavda çıkar ve menfaatlerin kirli ağlında can çekişiyor. Garipler, yetimler, kimsesizler, mazlumlar ölümün koylarında hayata tutunmaya çalışıyor. Sessizliğe, karartmalara, kapatılmalara, baskılara, şantajlara, ayak oyunlarına, çıkar çatışmalarına kurban verilenler düzenin çirkefliğine, kokuşmuş diplomasisine, masumların hayatını hiçe sayan real-politiğine ayna tutuyorlar. Adını saymakta zorlandığımız diyarlara mazisi ölüm taşımaya koşan devletlerin yaşlarının toplamından kat be kat fazla olan Halep eklendi. Dört bir yandan kuşatmaya alınan ve boğazlanan şehre havadan da ölüm yağdırılmakta. Yüzbinlerce insan, yüzbinlerce can, yüzbinlerce hayat dört bir yandan ölüm çemberine alınmakta.

 

 

 

 

İnsanlık seyretmekte.

İnsanlar seyretmekte.

Vicdanlar sessiz.

Bölgenin halkları sessiz.

Dünya sessiz…

 

Arkasına saklanılan devletler, rıza gösterilen hesaplar alçaklıkta sınır tanımıyor. İletişimin hızlandığı, mekânın anlamsızlaştığı iddialarının yaygınlık kazandığı bir dönemde üstelik. İletişim ve ulaşım kanalları ölüm taşımak için kullanılıyor.

 

Halep’in enkazından saadet bekleyen, Haleplilerin ölümünden menfaat uman yağmacı bir düzen,

 

Göstermelik dahi olsa el atmayı, söz söylemeyi gereksiz gören ahlaksız bir düzen,

 

Muhtaç olunacak namerdin bile kalmadığı bu cehennemde; 

 

“İnsanın ölümü âlemin ölümüdür” mesajının sorumluluk kaçkını muhatapları,

 

Medeniyet havzamızın insansızlaşmasına, ölüm ve talanla özdeşleşmesine set olamayan, engel olamayan,

 

Engel olacak bir dil, bir kültür, bir duruş, bir duyarlılık, bir eylem üretemeyenler,

 

Bilmelidir ki bu zillet Halep’te çocukları, kadınları ve erkekleri hayatın elinden koparıp alan ölümden bin kat daha beter bir durumdur.

 

Hayat eğer bir anlamı varsa hayattır.

 

Mücadele ahlak ve adalet, ilke ve değer taşıyorsa mücadeledir.

 

Hayata, tarihe, coğrafyaya ve insana nefes aldırabiliyorsa ancak varoluşun bir anlamı olabilir.

 

İnsanlığı yüceltebiliyorsa, ölüme değil dirime yol veriyorsa siyaset

 

İnsanları insanlaştırıyorsa, duyarlı ve sahici kılabiliyorsa din, mezhep, meşrep,

 

Haksızlığa, zulme isyan ediyorsa cemaatler, tarikatlar, vakıflar, STK’lar anlamları vardır. Bunlar yok ise ortadaki yağmanın, zulmün, ölüm ve kıyımın destekçilerinden başka birşey değildir.

 

Her şey biz yaşarken oluyor. Her şey gözlerimizin önünde cereyan ediyor. Onayımızı, rızamızı almayan, buna gerek görmeyen güçlerin en azından itirazlarımızla, gönüllerimizin dışına taşan itirazlarımızla yüzleşmesi gerekmez mi? Açılmış cephelerde namluya sürülmüş mermiden başka hükmü kalmamış kimlik, inanç, siyaset ve ideolojileri ve müntesiplerini lanetliyoruz!

 

Yaşanan vahşeti lanetliyoruz!

 

Halep’e ölüm taşıyanları, insanları topyekûn öldürenleri lanetliyoruz!

 

Kahrolsun yeryüzünü zulme, haksızlığa ve adaletsizliğe boğanlar!

 

Yaşasın hak ve adalet!

 

Yaşasın Halep!

 

05.12.2015

Abdulbaki Değer

Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.