Özgür Eğitim-Sen

Meteksan`ın şifreleri kırıldı!

25.11.2016
A+
A-
Meteksan`ın şifreleri kırıldı!

 

 YGS, ALES sınavlarında yaşanan skandalları değerlendiren Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, iddiaların merkezindeki Meteksan`a ilişkin çarpıcı bilgiler verdi: Meteksan`da YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz`ün yakın mesai arkadaşlarının bir kısmının halen matbaada görev yaptığı söyleniyor. Para trafiği incelenmeli…
YAŞAR YEŞİL – ÖZGÜN DURUŞ

YGS`deki şifre iddiaları gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Son olarak Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) kitapçıklarının bir kısmının hatalı basılması gündeme damgasını vurdu. Öğrenciler ve veliler isyanda. YGS soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Savcılığı, 1 milyon 700 bin adaya ait cevap anahtarlarının incelenmesini tamamlandı. Savcılık, incelemenin tamamlanmasının ardından sonuçların açıklanabileceği yönünde görüş bildirdi. Bunun üzerine ÖSYM, YGS sonuçlarını açıkladı. Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri de Meteksan Matbaası`nda yaptığı inceleme sonucunda herhangi bir sızıntının olmadığını, elektronik ortamda ise kopya bulgusuna rastlanmadığını açıkladı. Tüm bu açıklamalara rağmen ne öğrenciler ne de veliler tatmin olmuş değil.

KURUMA GÜVEN AZALDI

Peş peşe gelen skandallar nedeniyle kamuoyunda sınav sistemlerine karşı müthiş bir güvensizlik oluşmuş durumda. Protestolar, açıklamalar, bildiriler birbirini izliyor.  Günlerdir gündemden düşmeyen olayları değerlendiren Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi ile Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi Ahmet Örs, çarpıcı bilgiler verdi. KPSS sınavındaki kopya olayının ardından kamuoyunun ilgisi doğal olarak ÖSYM üzerinde toplandığını kaydeden Tanrıverdi, “Gençlerin geleceğini doğrudan belirleyecek sınavlar yapan kuruma güven azaldı” dedi. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir’in kuruma karşı oluşan güvensizliği yeniden pozitif hale getirmesinin kamuoyunun öncelikli beklentisi olduğunu kaydeden Tanrıverdi, “KPSS’den sonra yapılan sınavlardan ÖSYM alnının akıyla çıkmalıydı. Ancak işler beklenenin aksine gelişti” ifadesini kullandı.

 BULMALARI MÜMKÜN DEĞİL

YGS sınavının hemen ardından şifre ve şifrelerin belirli kesimlere iletildiği iddiaları ortaya atıldığına dikkat çeken Tanverdi, şunları söyledi: “Milliyet, Akşam, Vatan ve Habertürk gazeteleri YGS sınavının soru kitapçığındaki çok sayıda şifreli soruya yer verildiğini duyurdu. Akşam Gazetesi, muhabirlerinin, Matematik testinde kalem oynatmadan 30 net yaptığını duyurdu. ÖSYM Başkanı haberin ardından çıkıp bir açıklama yaptı ve şifre iddialarını yalanladı. Başta Cumhurbaşkanı ardından Başbakan ve Cemil Çiçek ÖSYM’ye sahip çıkan açıklamalar yaptı. YÖK başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan da “Gerçek kitapçıklarda iddia edilen formülle bulmaları mümkün değil. Soruların yeri, şıkların yeri her aday için birbirinden farklı. Sadece basına dağıtılan master kopyalarda denilen formül doğru çıkıyor. Kimse gerçek aday kitapçıklarının ne olduğunu görmeden emin olmasın” açıklamasını yaptı. İşin doğrusu bu açıklamalar ve sahiplenmeler kamuoyunu iknadan uzaktı.”

SEÇİME KISA SÜRE KALA

“Seçimlere iki aydan kısa bir zaman kalmışken, muhalefet bu sorunun ortaya çıkmasını iktidarı yıpratma fırsatı olarak gördü ve üzerine gitti” diyen Tanrıverdi, muhalefet ve muhalif basına göre olayın tam bir skandal olduğunu kaydetti. “Şifreler bir takım kesimlere iletildi” iddiasının gündeme geldiğine işaret eden Tanrıverdi, “Kastedilen kesim ise Fetullah Hoca cemaati idi. Bu cemaatin okullarındaki öğrenciler istenilen yerlere yerleştirmek için kişiye özel kitapçıklar basılmış ve şifreler el altından dağıtılmıştı. Muhalefet, olayı AK Parti’nin kadrolaşma çabasının fütursuz örneği olarak ele aldı ve hükümete yüklendi” diye konuştu. ÖSYM Başkanı Ali Demir’in YGS’de şifre iddiasıyla başlayan süreci idare edemediğini ifade eden Tanrıverdi, “İlk açıklamasında şifre olayını kabul etmeyen Demir, sorunun kendilerinin hazırladığı master kitapçık yerine Meteksan’ın işgüzarlık yaparak basit şekilde hazırlayıp basına dağıttığı master kitaplardan kaynaklandığını söyledi. Açıklamadan da anlaşılacağı gibi her yıl ÖSYM bir master kitapçığı hazırlıyor, matbaa basarak bu kitapçıkları basına dağıtıyordu. Ancak bu sene durum farklıydı. Matbaa inisiyatif alıp kendi hazırladığı master kitapçıklarını dağıttı” diye konuştu.

SUMEN ALTI EDİLDİ

Demir’in ifade ettiği şeyin önemini kavrayamadığını ifade eden Tanrıverdi,  İlk yapması gereken şey verdikleri master kitapçığı yerine, kendi master kitapçıklarını dağıtan matbaa hakkında kanuni işlem yoluna gitmesiydi. Gelişi güzel bir master kitapçığını kim ne maksatla hazırlayıp basına vermişti? ÖSYM’nin master kitapçığı kim ya da kimler tarafından sumen altı yapılmıştı? Başkan Ali Demir bu soruları sormayarak yanlışa ilk adımını attı ve sürecin içine çekildi” dedi.  Ardından ÖSYM Başkan’ın bir şifrenin olduğunu kabul ettiğine dikkat çeken Tanrıverdi, “Başkan, önceki açıklamasıyla çelişkiye düştü. “Bir şifre vardı ama sınava giren öğrenciler tarafından fark edilemeyecek bir şifrelemeydi” savunusunu yaptı. Bir milyon yedi yüz bin öğrenciye tek tek hazırlanan kitapçıkların ölçme değerlendirmesi yapılmalı ve bunun içinde cevaplara yönelik elbette bir şifrelemenin olması kaçınılmazdı” ifadesini kullandı. Tanrıverdi, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘SEHVEN’NE DİKKAT…

“ÖSYM Başkanı öğrencilere gönderdiği mektupta bunun açıklamasını “Adaylara verilen soru kitapçıklarında sorunun doğru cevap seçeneği rastgele biçimde değiştirilirken, diğer seçeneklerin yerleri de rastgele değiştirilmesi gerekirdi. Ancak, geliştirilen yazılım çalıştırıldığında her soru için rastgele verilmesi gereken değerler yanlışlıkla sıralı olarak verildiğinden, oluşturulan soru kitapçıklarında bazı sorularda en büyük değerli seçeneğin hemen sağındaki seçeneğin doğru cevap olması durumu ortaya çıkmıştır” şeklinde yaptı. Açıklamada özellikle seçilen “sehven”kelimesinin altını çizmek gerekir. Çok önemli bir sınav yapıyorsunuz ve gençlerin geleceğini belirleyecek denli bu çok önemli sınav ‘sehven’lere açık bir durumda. Bu çok önemli sınav ‘sehven’lere açıksa o zaman kamuoyu ÖSYM Başkanı’na ve sınavın hazırlanmasıyla ilgili birimlere ve yetkililerine “siz neden oradasınız” diye sorarsa işin hakikati, haklı ve doğru bir soru sormuş olurlar. Bunun gereğini yerine getirmekte ‘sehven’den sorumlulara düşer.”

ÖĞRENCİLERİN TEPKİLERİ NORMAL

Öğrencilerin şifre iddiası karısında tepki göstermesinin ve haklarının yenmiş olabileceği endişesi taşıması ve buna yönelik tepkiler göstermesinin normal olduğunu kaydeden Tanrıverdi, “Birilerinin bu durumu siyasi ranta çevirmeye çalışması ülke siyasetinin ahlaki seviyesi göz önüne alındığında olası ve beklenen bir hadisedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterileri kastederek “biz de on bin genci meydana süreriz” sözü edilesi bir söz değildi. Başbakandan kamuoyunun beklentisine cevap olarak; varsa, sorumlular hakkında gereği yapılacaktan öte bir söz değildi. Her konuda olduğu gibi bu konuda da ülke iki cepheye bölündü. Bir kesim şifre iddiası üzerinden iktidarı hedef almaya yöneldi. İktidara yakın kesimlerse “şifre mifre yok” diyerek meseleyi örtbas etmeye çalıştı. Ülkede sorunları açık bir şekilde hakkaniyet ölçüsünde tartışmak ve işin doğrusu neyse ortaya koyma yönünde tutum almak neredeyse imkânsız. Adaletin penceresinden vicdanlarımızla bakacağımız bir siyasal ahlak geliştirmedikçe de sorunları hakkaniyet ölçüsünde ele alıp çözebilme konusunda olgun bir tavır üretemeyeceğiz” diye konuştu. Olaya iki yönden bakılması gerektiğini ifade eden Tanrıverdi, “Eğer ÖSYM’de sorun KPSS sınavından önce varsa ve sorunun üstüne gittikçe ortaya çıkmış ise şu sonuca varmamız lazım. Demek ki ÖSYM Başkanı henüz sistemi eline alamadı. Bu durumda başkana zaman vermek gerekir. Eğer sorunu yoktu da Başkanın gelmesiyle birlikte başlamışsa iki sonuca varabiliriz. Ya başkan ayağına sıkıyor. Kamuoyundan gizlemeyeceği işlerin içine giriyor. Ya da Başkana ve yenilenen sisteme karşı içerden yapılan bir sabotajla karşı karşıyayız” ifadesini kullandı.

İhaleleri 36 yıldır METEKSAN alıyor

Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, ÖSYM Başkanı yaptığı açıklamalarla sorumluluğu tamamen kendi üzerine aldığını kaydetti. Tanrıverdi, “Adeta kendini tek suçlu ve sorgulanması gereken pozisyonuna koydu” dedi. ALES sınavındaki skandala da değinen Tanrıverdi, şunları dile getirdi: “ALES sınavındaki soru kitapçıklarındaki skandallar bu sefer gözleri Meteksan’a firmasına çevirdi. Meteksan firmasıyla ÖSYM’nin uzun yıllara dayanan ilginçliklerle dolu bir öyküsü var. Tam 36 yıldır ÖSYM’nin tüm ihaleleri her nedense bu firmaya veriliyor. Eski Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam zamanında ÖSYM’yi Meteksan’a bağımlı çalışmaktan kurtarmak için kuruma ait bir matbaa kuruyor. 1995-2003 yılları arasında YÖK Başkanlığı yapan Kemal Gürüz ÖSYM’nin elindeki bu tek matbaayı kapatıyor. Meteksan`ı ÖSYM`nin tek tedarikçisi haline getiriyor. Gürüz`ün yakın mesai arkadaşlarının bir kısmının halen matbaada görev yaptığı söyleniyor. ÖSYM`nin yaptığı 40`a yakın sınavın matbaa bedeli milyarlarca doları buluyor. Yani ÖSYM, Meteksan için adeta “altın yumurtlayan tavuk” olma özelliği taşıyor.”

AL GÜLÜM VER GÜLÜM İLİŞKİSİ

Bu firmanın sahibinin 12 Eylül darbesinin ürünü YÖK`ün de ilk başkanı olan Prof. Dr. İhsan Doğramacı olduğuna vurgu yapan Tanrıverdi, “Sektörde bu işi yapabilecek 20`den fazla firma bulunmasına rağmen Kombassan Kâğıt Fabrikası Mali İşler Müdürü Mehmet Akın’ın, “ÖSYM`nin yaptığı ihalelerden sektörün haberi yok” ifadesi oldukça manidar” ifadesini kullandı. “Sektördeki yirmi firmanın bugüne kadar girdikleri ÖSYM ihalelerinin hiç birini alamaması da not edilmesi gerekenler arasında” diyen Tanrıverdi, sözlerini şöyle tamamladı: “Görünen odur ki Meteksan adeta ÖSYM’yi kapatmış. İş bununla da sınırlı değil. ÖSYM’nin kimi emektarları, emeklilik sonrasında Meteksan firmasının saygın elemanları arasında yerini alıyor. ÖSYM ve Meteksan arasında “akrabalık” bağlarıyla pekiştirilmiş bu “al gülüm ver gülüm” ilişkisinin pek çok istismara açık olabileceğini görmek için fazla detay bilgisine gerek yok sanırım. ÖSYM çalışanları arasında yoğun bir akrabalık ilişkisinin basına yansıması, ÖSYM’de yaşanan sorunlarla ilişkili olabilecek diğer bir boyutu gündeme taşıdı. Bir devlet kurumunu; kim, neden, hangi maksatla bir aile şirketi haline getirdi? Bu konu yetkililer tarafından acil bir şekilde ele alınmalıdır. ÖSYM çalışanlarının para trafiği ve hesapları yargı tarafından incelenmelidir. Kanaatimizce; ÖSYM’nin ve Meteksan içinden kim olduklarını bilmediğimiz birileri tarafından seçimleri etkilemeye yönelik, ÖSYM üzerinden ardı ardına patlatılan skandallarla bir komplo ortaya konuyor. Komplonun hedefinde ise kanat saldırılarıyla yıpratılmak istenen iktidar partisi var.”

Adaletsizliğin şifreleri üzerine konuşulmadı

Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi Ahmet Örs ise, “YGS’deki şifre iddialarına birçok açıdan bakmak gerekiyor” dedi. YGS’deki şifreden önce adaletsiz sistemin şifrelerinin üzerinde konuşulmasının gerektiğine vurgu yapan Örs, “Sistem kendini adaletsizlik üzerine şifrelemiştir. Yoksulların çocuklarıyla zenginlerin çocuklarının yarıştırıldığı sınavlarda adalet olmaz. Anadilinde eğitim alan çocuklarla anadilinde eğitim alamayan çocukların yarıştırıldığı sınavlarda adalet olamaz. Resmi ideolojinin köleleştirildiği zihinlerle yapılan sınavlarda adalet olamaz. Dolayısıyla şifre iddialarına varana kadar tartışılması, deşifre edilmesi gereken çok daha öncelikli durumlar var” diye konuştu. “Şifreleme skandalı öyle görünüyor ki ciddi boyutlara sahip” ifadesini kullanan Örs, sözlerini şöyle sürdürdü:

SİSTEME YAPICI MÜDAHALE YOK

 “Yeni Şafak gazetesinin meseleyi bir karşı atak psikolojisiyle vermesi bunun göstergesi olarak kabul edilebilir. ÖSYM ile Meteksan arasındaki bağlara dönük iddialar hükümet kanadının skandalın sorumluluğunu başkalarına yükleme atraksiyonu olabilir. Ayrıca bu haber şifrelemenin varlığını da zımnen kabul etmek demektir. Ancak bu durum hükümetin sorumluluğunu kaldırmaz. Sekiz yıllık iktidar döneminin gençlere ve ailelere hayatı zehir eden bu sisteme ve onun bürokrasisine yönelik yapıcı müdahalede bulunamaması bizzat hesabın adresini işaret ediyor. Şu bir gerçek ki artık bu sınav sistemi çökmüştür. Güvenlik paranoyasına varan sınav uygulamasının da çare olamayacağı açığa çıkmıştır. Test hegemonyasıyla öğrencilerin düşünme ve tartışma gücünden uzak papağanlar olmasını isteyen bu sınav sistemi kaldırılmalıdır. Fakülteler kendi öğrencilerini kendileri kabul etmelidir. Ekonomik özne yerine hakikat arayışını amaç edinen bir öğrenci profiline odaklanılmalıdır. Resmi ideolojinin dayatmasıyla kapitalist kuşatma arasında dersane-okul arasında yitip giden hayatlar için yapılacak acil yardım budur.” 

Bu yazı Özgün Duruş Gazetesinin manşet haberinde yayınlandı…

http://www.ozgundurus.com/Haber/Egitim/02052011/Meteksanin-sifreleri-kirildi-.php

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.